Omuz hareketini yalnızca kol kemiğinin eklem yuvası içinde dönmesi olarak düşünmek eksiktir. Kol yukarı kaldırılırken skapula, yani kürek kemiği de göğüs kafesi üzerinde yukarı rotasyon, posterior tilt ve dış rotasyon bileşenleriyle hareket eder; klavikula sternoklaviküler ve akromioklaviküler eklemlerde bu harekete eşlik eder. Bu koordinasyon bozulduğunda skapulanın iç kenarı belirginleşebilir, omuz erken yükselebilir veya kol aşağı indirilirken skapula kontrolsüz biçimde aşağı rotasyona gidebilir. Bu görünüm skapular diskinezi olarak adlandırılır.
Ancak burada çok önemli bir ayrım vardır: Skapular diskinezi tek başına bir hastalık ya da kesin bir tanı değildir. Bir hareket bulgusudur. Ağrının nedeni olabilir, mevcut bir omuz sorununun sonucu olarak gelişebilir, vücudun ağrıya karşı kullandığı geçici bir uyum stratejisi olabilir veya hiçbir yakınması olmayan bir kişide normal hareket çeşitliliğinin parçası olarak görülebilir. Bu nedenle klinisyenin görevi yalnızca “diskinezi var” demek değil, görülen hareketin hastanın ağrısı, kuvveti ve işleviyle gerçekten ilişkili olup olmadığını belirlemektir.
Bu yazıda skapular diskinezinin anatomik ve biyomekanik temeli, oluşum mekanizmaları, omuz patolojileriyle ilişkisi, klinik değerlendirmesi ve güncel rehabilitasyon yaklaşımı ayrıntılı biçimde ele alınmaktadır.
1. Tanım: Skapular Diskinezi Bir Tanı mı, Hareket Bulgusu mu?
Skapular diskinezi, skapulanın istirahat pozisyonunda veya kol hareketi sırasında beklenen konum ve hareket kontrolünde gözlenen değişikliği ifade eder. “Dys” değişiklik ya da bozulmayı, “kinesis” ise hareketi anlatır. Terim bu nedenle bir hastalık adı değil, hareketin niteliğine ilişkin betimleyici bir ifadedir.
Klinikte skapular diskinezi en sık şu biçimlerde gözlenir:
- Skapulanın medial veya inferomedial kenarının göğüs kafesinden belirginleşmesi,
- Kol kaldırılırken skapulanın erken ve aşırı elevasyonu, yani omuz silkme görünümü,
- Yukarı rotasyonun yetersiz, gecikmiş veya düzensiz olması,
- Kol aşağı indirilirken skapulanın ani ya da kontrolsüz aşağı rotasyonu,
- Sağ ve sol skapula arasında belirgin fakat göreve göre değişen hareket farkı,
- Tekrarlanan hareketlerle veya yorgunlukla belirginleşen kontrol kaybı.
Eskiden bu görünüm Tip I, Tip II, Tip III ve simetrik Tip IV gibi kategorilere ayrılıyordu. Tip I’de inferomedial köşe, Tip II’de medial kenarın tamamı, Tip III’te ise superior kenar belirgin kabul ediliyordu. Bu sınıflama öğretici olsa da gözlemciler arasındaki uyumu sınırlıdır. Güncel klinik yaklaşım, çoğu durumda diskineziyi alt tiplere zorla yerleştirmek yerine “var/yok” biçiminde değerlendirmeyi ve ardından bunun semptomlarla ilişkisini araştırmayı daha kullanışlı kabul eder.
Skapular diskinezi ile kanatlanma aynı şey değildir
Bu iki kavram günlük kullanımda sıklıkla birbirine karıştırılır:
- Skapular diskinezi, ağrı, kas inhibisyonu, hareket kısıtlılığı, yorgunluk, motor kontrol değişikliği veya bireysel hareket stratejileriyle ilişkili olabilen geniş bir hareket bulgusudur.
- Skapular kanatlanma (winging) ise özellikle uzun torasik sinir, spinal aksesuar sinir veya daha seyrek olarak dorsal skapular sinir hasarı sonucunda gelişebilen nörolojik ya da nöromüsküler bir tablodur. Skapula göğüs kafesinden daha belirgin ve süreklilik gösteren biçimde ayrılır; kuvvet kaybı ve kolu kaldırmada belirgin yetersizlik eşlik edebilir.
Her kanatlanmada anormal skapular hareket vardır; fakat her skapular diskinezi sinir hasarına bağlı kanatlanma değildir.
Ağrısız kişide diskinezi görülebilir mi?
Evet. Sistematik derlemelerde skapular diskinezi, omuz yakınması olmayan yetişkinlerin yaklaşık yarısında bildirilmiştir. Baş üstü sporcularda görülme oranı daha da yüksektir. Bu bilgi diskineziyi önemsiz kılmaz; fakat tek başına gördüğümüz bir asimetriyi hastalık olarak etiketlemememiz gerektiğini gösterir.
Dolayısıyla klinik soru şu olmamalıdır:
“Skapula kusursuz ve simetrik hareket ediyor mu?”
Daha doğru soru şudur:
“Bu kişide gözlenen skapular hareket değişikliği ağrıyı, kuvveti, hareket açıklığını veya yapılmak istenen görevi anlamlı biçimde etkiliyor mu?”
2. Patofizyoloji ve Biyomekanik
Skapulotorasik yapı gerçek bir eklem midir?
Skapula ile toraks arasında klasik anlamda eklem kapsülü ve kıkırdak yüzeyleri bulunan gerçek bir sinovyal eklem yoktur. Skapula; serratus anterior ve subskapularis kasları ile aradaki bağ dokusu düzlemleri üzerinden göğüs kafesi üzerinde kayar. Bu işlevsel bağlantı skapulotorasik artikülasyon olarak adlandırılır.
Skapulanın aksiyel iskeletle tek kemik bağlantısı klavikula aracılığıyladır. Bu nedenle skapular hareket yalnızca skapulotorasik yüzeyde gerçekleşmez; sternoklaviküler ve akromioklaviküler eklemlerdeki eş zamanlı hareketlerin sonucudur. Klavikulanın elevasyonu, retraksiyonu ve posterior rotasyonu olmadan tam skapular yukarı rotasyon sağlanamaz.
Skapulanın üç boyutlu hareketleri
Skapula kol elevasyonu sırasında tek bir düzlemde dönmez. Başlıca üç rotasyon bileşeni vardır:
- Yukarı–aşağı rotasyon: Glenoid boşluğun kolun hareket yönüne uyum sağlamasına yardım eder.
- İç–dış rotasyon: Skapulanın medial kenarının toraksa yaklaşmasını veya torakstan uzaklaşmasını etkiler.
- Anterior–posterior tilt: Akromionun ve skapulanın üst bölümünün öne ya da arkaya yönelmesini ifade eder.
Bunlara elevasyon–depresyon ve toraks çevresinde medial–lateral translasyon eşlik eder. “Retraksiyon” ve “protraksiyon” çoğu kez kullanışlı klinik terimlerdir; ancak gerçek hareket, göğüs kafesinin kavisli yüzeyi üzerinde gerçekleşen çok düzlemli bir rotasyon ve translasyon bileşimidir.
Kol yukarı kaldırılırken genel olarak skapular yukarı rotasyon, posterior tilt ve dış rotasyon artar. Fakat bu hareketlerin miktarı kişiden kişiye; hareket düzlemine, hıza, yüke, yorgunluğa, yaşa, spor geçmişine ve toraks biçimine göre değişir. Bu nedenle herkese uygulanabilecek tek bir “ideal skapula açısı” yoktur.
Skapulohumeral ritim neden sabit 2:1 değildir?
Klasik anlatımda her 3 derecelik kol elevasyonunun yaklaşık 2 derecesinin glenohumeral eklemden, 1 derecesinin skapulotorasik hareketten geldiği söylenir. Bu oran temel biyomekaniği öğretmek için yararlıdır; fakat kolun bütün hareketi boyunca değişmeden kalan kesin bir yasa değildir.
Hareketin başlangıcında skapula kişiye göre değişen bir “yerleşme fazı” gösterebilir. Elevasyon ilerledikçe glenohumeral ve skapulotorasik katkıların oranı değişir. Kol aşağı indirilirken de yukarı kaldırma hareketinin tam olarak tersine dönen kusursuz bir örüntü oluşmaz. Ağrı, dış yük, hareket hızı ve yorgunluk bu koordinasyonu ayrıca değiştirebilir.
Bu nedenle skapular diskineziyi yalnızca “2:1 oranı bozuldu” şeklinde açıklamak biyolojik gerçekliği aşırı basitleştirir.
Skapula omuz işlevine nasıl katkı sağlar?
Skapulanın kol hareketindeki temel görevleri şunlardır:
- Glenoid boşluğu humerus başının hareketine uygun biçimde yönlendirmek,
- Rotator manşet ve deltoid için kararlı fakat hareketli bir taban oluşturmak,
- Kasların uzunluk–gerilim ilişkisini korumaya katkıda bulunmak,
- Klavikula üzerinden gövde ile kol arasında kuvvet aktarımını sağlamak,
- Baş üstü hareketlerde kolun erişim alanını genişletmek,
- Akromion, humerus ve subakromiyal dokular arasındaki ilişkiyi göreve uygun biçimde düzenlemek,
- Alt ekstremite ve gövdede üretilen enerjiyi kinetik zincir boyunca kola aktarmak.
Özellikle fırlatma, servis, smaç ve yüzme gibi yüksek hızlı hareketlerde skapula yalnızca “omuz kaslarının tutunduğu kemik” değildir. Gövde ile kol arasındaki enerji aktarım istasyonudur. Proksimal segmentlerdeki yetersizlik, aynı görevi tamamlamak için omuz ve dirseğin daha fazla yüklenmesine yol açabilir.
Skapular kuvvet çiftleri
Skapular yukarı rotasyon ve posterior tilt, tek bir kasın kasılmasıyla oluşmaz. Serratus anterior ile trapeziusun üst ve alt lifleri birlikte çalışarak bir kuvvet çifti meydana getirir.
- Serratus anterior, skapulanın medial kenarını toraksa yakın tutar; yukarı rotasyon, posterior tilt ve dış rotasyona katkı sağlar.
- Üst trapezius, klavikula ve skapular kuşak üzerinden elevasyon ile yukarı rotasyona katkıda bulunur.
- Alt trapezius, skapular yukarı rotasyon, posterior tilt ve kontrol edilen medial translasyonda rol alır.
- Orta trapezius, özellikle skapular kontrol ve medial translasyona katkı verir.
- Romboidler ve levator skapula, göreve bağlı olarak skapular stabilite, aşağı rotasyon ve medial translasyona katılır.
Burada üst trapeziusu “kötü”, alt trapezius ve serratus anterioru “iyi” kaslar olarak sınıflandırmak hatalıdır. Üst trapezius baş üstü hareket için gereklidir. Sorun çoğu zaman tek bir kasın fazla çalışması değil; hareketin zamanı, kaslar arası koordinasyon, görev talebi ve yük kapasitesi arasındaki uyumsuzluktur.
Diskinezi nasıl oluşur?
Skapular diskinezinin tek bir patogenezi yoktur. Aynı görünüm farklı kişilerde tamamen farklı mekanizmalardan doğabilir.
1. Ağrı ve koruyucu motor yanıt
Rotator manşet tendinopatisi, subakromiyal bursa hassasiyeti, eklem içi patolojiler veya akromioklaviküler eklem ağrısı, santral sinir sisteminin hareket stratejisini değiştirmesine neden olabilir. Kas aktivasyonundaki bu değişiklik her zaman “zayıflık” anlamına gelmez; ağrılı bölgeyi korumaya yönelik bir motor adaptasyon olabilir.
Bu durumda diskinezi, ağrının nedeni olmaktan çok ağrıya verilen yanıt olabilir. Ağrı azaldığında skapular hareketin egzersizle özel olarak “düzeltilmeden” değişebilmesi bu mekanizmayla uyumludur.
2. Motor kontrol ve kas aktivasyon zamanlaması
Serratus anterior veya alt trapeziusun aktivasyonunda gecikme, üst trapeziusun daha erken devreye girmesi ya da kasların göreve uygun sıralanamaması bazı hastalarda skapular elevasyon, anterior tilt veya medial kenar belirginliğiyle ilişkilendirilebilir.
Ancak yüzeyel elektromiyografi bulguları tek başına nedensellik kanıtlamaz. Kas aktivasyonundaki değişiklik, patolojinin kaynağı olabileceği gibi mevcut ağrının sonucu da olabilir. Ayrıca EMG ile bir kasın daha fazla çalıştığını görmek, üretilen kuvveti veya hareketin kalitesini doğrudan göstermez.
3. Kas kuvveti ve dayanıklılığı
Skapular stabilizatörler tek bir maksimum kuvvet üretiminden çok tekrarlanan hareketler boyunca kontrol sağlamak zorundadır. Bu nedenle bazı kişilerde sorun saf kuvvet kaybından ziyade dayanıklılık azalmasıdır. İlk birkaç tekrarda normal görünen skapular hareketin çoklu elevasyon, yüzme kulaçları veya tekrarlanan smaçlarla bozulması bu duruma örnektir.
4. Yumuşak doku ve eklem hareketliliği
Pektoralis minorun kısalığı veya yüksek pasif gerilimi, skapulayı anterior tilt ve iç rotasyona yönlendirebilir. Posterior omuz dokularındaki sertlik ve glenohumeral iç rotasyon kaybı, özellikle baş üstü sporcularda humerus ile skapula arasındaki hareket paylaşımını değiştirebilir. Torakal omurganın ekstansiyon ve rotasyon kapasitesi de baş üstü erişimi etkileyebilir.
Bununla birlikte bir dokunun “kısa” görünmesi onun mutlaka semptomların nedeni olduğu anlamına gelmez. Hareketlilik bulgusu, ancak işlevsel görev ve semptom değişikliğiyle birlikte yorumlanmalıdır.
5. Glenohumeral hareket kısıtlılığı
Donuk omuzda veya belirgin kapsüler kısıtlılıkta humerus yeterince hareket edemediği için hasta kolunu yükseltmek amacıyla skapulayı erken ve aşırı hareket ettirir. Ortaya çıkan omuz silkme görünümü gerçek bir skapular kontrol bozukluğundan çok glenohumeral hareket kaybını telafi eden bir stratejidir.
Bu hastada yalnızca skapulayı aşağıda tutmaya çalışmak hareketi düzeltmez; hatta kişinin mevcut erişimini daha da azaltabilir. Öncelikli mekanizma glenohumeral kısıtlılıktır.
6. Rotator manşet yetersizliği
Rotator manşet, humerus başını glenoid üzerinde dinamik olarak merkezlemeye katkı sağlar. Ağrı, tendon yırtığı veya kuvvet kaybı bu işlevi etkilediğinde deltoid ve skapular kasların aktivasyonu değişebilir. Skapula, kol elevasyonunu sürdürebilmek için daha erken yukarı rotasyon veya elevasyon gösterebilir. Bu değişiklik bazen verimsiz bir kompansasyon, bazen de işlevi koruyan yararlı bir adaptasyondur.
7. Glenohumeral instabilite ve labral sorunlar
İnstabilitede skapulanın artmış iç rotasyonu veya anterior tilti glenoid yönelimini etkileyebilir. Öte yandan hasta instabilite hissini azaltmak için skapulayı farklı bir pozisyonda tutuyor olabilir. Fırlatma sporlarında posterior omuz sertliği, humeral retrotorsiyon, yüksek hızdaki yükler ve kinetik zincir yetersizlikleri bu ilişkiye eklenir.
8. Nörolojik nedenler
Uzun torasik sinir hasarı serratus anterior işlevini, spinal aksesuar sinir hasarı trapezius işlevini, dorsal skapular sinir etkilenimi ise romboidleri bozabilir. Servikal radikülopati, brakiyal pleksus lezyonları, nöraljik amiyotrofi ve bazı kas hastalıkları da skapular kontrol kaybına neden olabilir.
Ani başlayan belirgin kanatlanma, travma veya boyun cerrahisi öyküsü, hızlı kuvvet kaybı, atrofi, nörolojik ağrı ya da ilerleyici işlev kaybı varlığında tablo basit bir mekanik diskinezi olarak ele alınmamalıdır.
9. Kemik ve eklem yapısındaki değişiklikler
Klavikula kırığı sonrası kısalık veya açılanma, akromioklaviküler eklem instabilitesi, skapula kırıkları, toraks deformiteleri ve cerrahi sonrası yapısal değişiklikler skapulanın mekanik dayanağını değiştirebilir. Bu durumda yalnızca kas kuvvetlendirmek anatomik kısıtlamayı ortadan kaldırmayabilir.
10. Kinetik zincir ve görev talebi
Yürüme dışındaki birçok üst ekstremite görevi bile ayaklardan başlayan, pelvis ve gövdeden kola ilerleyen kuvvet aktarımını kullanır. Özellikle sporcularda kalça kuvveti, gövde rotasyonu, alt ekstremite zamanlaması ve denge yetersiz olduğunda omuz aynı hızı üretmek için daha yüksek lokal yük taşımak zorunda kalabilir.
Bu ilişki “zayıf kalça skapular diskinezi yapar” kadar doğrusal değildir. Fakat yüksek hızlı ve tüm vücudu kullanan görevlerin yalnızca omuz izole edilerek değerlendirilmesi eksik kalır.
Postür skapular diskinezinin nedeni midir?
Artmış torakal kifoz veya öne yerleşmiş baş–omuz postürü, laboratuvar koşullarında skapular kinematiği ve kol elevasyonunu etkileyebilir. Buna rağmen statik duruş ile omuz ağrısı arasında herkese uygulanabilecek basit bir neden–sonuç ilişkisi kurulamaz. İnsanlar gün boyunca tek bir pozisyonda kalmaz ve ağrısız kişilerde de belirgin postür farklılıkları bulunur.
Bu nedenle hastaya “omuzun önde olduğu için ağrıyor” demek bilimsel olarak aşırı kesin ve klinik olarak gereksiz ölçüde tehdit edicidir. Torakal hareket kapasitesi veya uzun süreli pozisyon toleransı gerçekten kısıtlıysa müdahale hedefi olabilir; yalnızca estetik bir duruş farklılığı tedavi gerekçesi değildir.
3. Klinik Bulgular ve Semptomlar
Skapular diskinezi doğrudan ağrı üretmek zorunda değildir. Hastanın yakınmaları altta yatan nedene göre değişir. Sık görülebilen bulgular şunlardır:
- Omuzun ön, yan veya arka bölümünde aktiviteyle artan ağrı,
- Skapulanın medial kenarında veya periskapular bölgede yorgunluk ve sızlama,
- Baş üstü hareketlerde güçsüzlük ya da kolun “ağırlaşması”,
- Kol kaldırılırken omuz silkme veya erken skapular elevasyon,
- Tekrarlayan işlerde çabuk yorulma,
- Atış, servis veya smaç hızında ve kontrolünde azalma,
- Hareket sırasında tıklama ya da sürtünme hissi,
- Kol elevasyonunda ağrılı ark,
- Skapulanın medial kenarında görünür belirginleşme,
- Omuz çevresinde güvensizlik, boşalma veya instabilite hissi.
Bu belirtilerin hiçbiri yalnızca skapular diskineziye özgü değildir. Rotator manşet patolojileri, subakromiyal ağrı, servikal kaynaklı ağrı, glenohumeral instabilite ve sinir etkilenimleri benzer yakınmalar oluşturabilir.
Diskinezi neden hem ağrılı hem ağrısız kişilerde görülür?
Çünkü skapular hareket, çok sayıda anatomik ve sinirsel bileşenin oluşturduğu değişken bir sistemdir. Aynı görünüm bir kişide yük aktarımını bozarken başka bir kişide sporuna veya anatomisine uygun, iyi tolere edilen bir strateji olabilir.
2023 tarihli bir sistematik derlemede diskinezi, semptomlu grupların yaklaşık %60’ında, tamamen asemptomatik grupların ise yaklaşık %48’inde bulunmuştur. Bu oranlar iki önemli mesaj verir:
- Omuz ağrısı olan herkesin skapular diskinezisi yoktur.
- Skapular diskinezisi olan herkesin omuz ağrısı yoktur.
Dolayısıyla skapula görüntüsü ile ağrı arasında bire bir eşleşme bulunmaz.
Diskinezi gelecekte omuz ağrısı oluşturur mu?
Kanıtlar birbiriyle tam uyumlu değildir. Bir meta-analiz, başlangıçta ağrısı olmayan ve diskinezisi bulunan sporcularda sonraki 9–24 ay içinde omuz ağrısı gelişme riskinin yaklaşık %43 daha yüksek olduğunu bildirmiştir. Buna karşılık daha sonra yayımlanan ve daha fazla sporcuyu içeren başka bir meta-analiz, skapular diskineziyi tek başına bağımsız omuz yaralanması risk faktörü olarak doğrulamamıştır.
Bu çelişki şaşırtıcı değildir. Kullanılan testler, diskinezi tanımları, spor türleri, takip süreleri ve “yaralanma” ölçütleri çalışmalar arasında farklıdır. En dengeli yorum şudur: Diskinezi bazı kişilerde risk profilinin bir parçası olabilir; fakat tek başına gelecekteki omuz ağrısını güvenilir biçimde öngören bir tarama testi değildir.
Omuz patolojileriyle ilişkisi
Skapular diskinezi şu tablolarla birlikte görülebilir:
- Subakromiyal ağrı sendromu ve rotator manşet tendinopatisi,
- Parsiyel veya tam kat rotator manşet yırtıkları,
- Glenohumeral instabilite,
- Labral ve SLAP lezyonları,
- İnternal impingement,
- Donuk omuz,
- Akromioklaviküler eklem patolojileri,
- Klavikula kırıkları,
- Servikal radikülopati ve periferik sinir lezyonları.
Bu birliktelikler nedenselliği kanıtlamaz. Örneğin rotator manşet ağrısı skapular hareketi değiştirebilir; değişen skapular hareket de bazı koşullarda tendon yükünü etkileyebilir. Klinik ilişki çoğu zaman tek yönlü değil, karşılıklı ve zamana bağlıdır.
4. Değerlendirme ve Ölçüm Yöntemleri
Skapular diskinezinin değerlendirilmesi yalnızca hastanın sırtına bakılarak yapılmamalıdır. En kullanışlı yaklaşım üç soruyu sırayla yanıtlamaktır:
- Hareket değişikliği gerçekten var mı?
- Bu değişiklik hastanın semptomunu veya performansını etkiliyor mu?
- Değişikliğe hangi faktörler katkıda bulunuyor?
Öykü
Değerlendirme; ağrının yeri, başlangıcı, travma öyküsü, baş üstü çalışma veya spor yükü, yakın zamanda artan antrenman hacmi, boyun cerrahisi, ağır taşıma, enfeksiyon, ani kuvvet kaybı ve nörolojik belirtileri kapsamalıdır. Hastanın asıl zorlandığı görev belirlenmelidir: saç taramak ile voleybolda yüzlerce smaç vurmak aynı mekanik talep değildir.
Ağrının gece artması, ilerleyici güç kaybı, travma sonrası kolu kaldıramama, belirgin atrofi, sistemik belirtiler veya ani kanatlanma daha ileri inceleme gerektirebilir.
İstirahat gözlemi
Skapulaların yüksekliği, medial kenar ve inferior açı belirginliği, klavikula konumu, toraks yapısı ve kas atrofisi gözlenebilir. Fakat statik asimetri sık görülür ve tek başına klinik karar vermek için yeterli değildir. Skapular hareket dinamik olduğundan asıl bilgi hareket sırasında elde edilir.
Skapular Diskinezi Testi
Hasta sırtı açık biçimde ayakta durur ve her iki kolunu önden veya skapular düzlemde tam elevasyona kaldırıp yavaşça indirir. Genellikle 3–5 tekrar gözlenir. Değişiklik belirsizse tekrar sayısı 10’a çıkarılabilir veya elde yaklaşık 1,5–2,5 kg yük kullanılabilir. Yorgunluk, başlangıçta görünmeyen kontrol değişikliğini ortaya çıkarabilir.
Klinisyen özellikle şunları izler:
- Medial veya inferomedial kenarın belirginleşmesi,
- Erken omuz elevasyonu,
- Akıcı olmayan yukarı rotasyon,
- İniş fazında ani aşağı rotasyon,
- Semptomlu taraf ile diğer taraf arasındaki görevle tutarlı fark.
Diskinezi çoğu zaman kolun aşağı indirildiği fazda daha belirgindir. Güncel uygulamada sonuç “belirgin diskinezi var” veya “belirgin diskinezi yok” biçiminde kaydedilebilir.
Ancak görsel değerlendirmenin sınırlılıkları vardır. Sistematik derlemeler, nitel gözlem yöntemlerinin gözlemciler arası güvenilirliğinin genellikle düşük–orta düzeyde olduğunu ve yüksek kaliteli kanıtın eksik kaldığını göstermektedir. 2026’da yayımlanan bir çalışma ayrıca klinisyenlerin diskinezinin önemine ilişkin ön kabullerinin, sağlıklı kişileri diskinezik olarak sınıflandırma olasılığını etkileyebildiğini bildirmiştir. Bu nedenle test bir “tanı doğrulama” aracı değil, daha ayrıntılı klinik muhakemeyi başlatan gözlemdir.
Skapular Yardım Testi (Scapular Assistance Test – SAT)
Hasta kolunu kaldırırken klinisyen skapulanın inferior açısına ve medial kenarına elle yön vererek yukarı rotasyon ve posterior tilti destekler. Yardım sırasında:
- Ağrılı ark azalırsa,
- Ağrı şiddeti anlamlı biçimde düşerse,
- Kol elevasyonu kolaylaşır veya artarsa,
test pozitif kabul edilir.
Pozitif SAT, skapular hareketin hastanın semptomuna katkıda bulunabileceğini düşündürür. Fakat belirli bir kasın zayıf olduğunu veya belirli bir patolojiyi kanıtlamaz. Bu test daha çok bir semptom modifikasyon testidir: “Skapular hareketi geçici olarak değiştirirsem hastanın şikâyeti değişiyor mu?” sorusunu yanıtlar.
Skapular Retraksiyon Testi (Scapular Retraction Test – SRT)
Önce kol elevasyonu veya rotator manşet kuvveti normal skapular pozisyonda değerlendirilir. Daha sonra klinisyen skapulayı daha kontrollü bir retraksiyon/dış rotasyon konumunda stabilize ederek aynı hareketi tekrarlar.
Stabilizasyonla ağrı azalıyor veya ölçülen kuvvet artıyorsa skapular pozisyonun omuz işlevine katkısı olabileceği düşünülür. SRT de tek başına bir doku tanısı koymaz; mekanik katkıyı sınayan düzeltici bir manevradır.
Lateral Skapular Kayma Testi
Skapulanın inferior açısı ile omurga arasındaki mesafenin farklı kol pozisyonlarında ölçülmesine dayanır. Kolay uygulanmasına rağmen palpasyon hatası, vücut yapısı, doğal asimetri ve sınırlı geçerlik nedeniyle tek başına güvenilir bir karar aracı değildir. Statik bir mesafe, dinamik ve üç boyutlu skapular kontrolün tamamını temsil edemez.
Kas performansı ve motor kontrol
Serratus anterior, trapezius bölümleri, romboidler ve rotator manşet yalnızca manuel kas testiyle değil; skapulanın direnç altında konumunu koruyup koruyamadığı, tekrarlarla hareket kalitesinin değişip değişmediği ve semptomun oluşup oluşmadığı üzerinden değerlendirilmelidir.
Saf kuvvet testi normal olsa bile dayanıklılık veya zamanlama sorunu bulunabilir. Tersine, ağrıya bağlı inhibisyon gerçek kas kapasitesini olduğundan düşük gösterebilir.
Hareketlilik değerlendirmesi
Değerlendirme şunları içerebilir:
- Aktif ve pasif glenohumeral elevasyon,
- İç ve dış rotasyon hareket açıklığı,
- Posterior omuz esnekliği,
- Pektoralis minor uzunluğu ve semptomla ilişkisi,
- Torakal ekstansiyon ve rotasyon kapasitesi,
- Servikal hareketler,
- Akromioklaviküler ve sternoklaviküler eklem hareketi.
Amaç mümkün olan her küçük asimetriyi bulmak değil, hastanın hedef görevini sınırlayan ve değiştirilebilir faktörleri belirlemektir.
Kinetik zincir değerlendirmesi
Özellikle sporcularda tek bacak dengesi, kalça ve gövde kuvveti, gövde rotasyonu, alt ekstremiteden üst ekstremiteye yük aktarımı ve spora özgü hareket gözlenmelidir. Skapular kontrol klinik odada iyi görünüp yüksek hızlı görevde bozulabilir.
Görüntüleme ve elektromiyografi gerekli midir?
Basit skapular diskinezi için rutin MR veya elektrofizyolojik inceleme gerekmez. Görüntüleme, diskinezinin kendisini doğrulamaktan çok eşlik eden kemik, eklem veya tendon patolojisini araştırmak için kullanılır.
Belirgin kanatlanma, kas atrofisi, travma, hızlı kuvvet kaybı veya sinir hasarı şüphesinde elektromiyografi ve sinir iletim çalışmaları yararlı olabilir. Ultrasonda kas ve sinir yapıları, radyografide klavikula ve skapular kemik ilişkisi, MR’da ise kas denervasyonu ya da eşlik eden omuz patolojileri değerlendirilebilir.
Üç boyutlu hareket analizi araştırmalarda ayrıntılı bilgi sağlar; ancak cilt üzerindeki belirteçlerin skapular kemik hareketini tam olarak yansıtamaması ve uygulama güçlüğü nedeniyle rutin klinik kullanım için kusursuz bir altın standart değildir.
5. Ayırıcı Tanılar
Skapular diskinezi görüldüğünde aşağıdaki tablolar özellikle düşünülmelidir:
Nörojenik skapular kanatlanma
Uzun torasik sinir etkileniminde serratus anterior yetersizliği daha çok medial kanatlanmayla; spinal aksesuar sinir etkileniminde trapezius yetersizliği ise lateral kanatlanma, omuz düşüklüğü ve abdüksiyon zorluğuyla ilişkilidir. Duvara itme testi serratus anterior yetersizliğini belirginleştirebilir; ancak tek başına sinir tanısı koydurmaz. Elektrofizyolojik değerlendirme gerekebilir.
Rotator manşet patolojileri
Tendinopati veya yırtıkta ağrı, kuvvet azalması ve skapular kompansasyon birlikte görülebilir. Skapulayı düzeltince kuvvetin artması, rotator manşetin yapısal olarak sağlam olduğunu kanıtlamaz. Travmatik başlangıç, belirgin dış rotasyon kaybı veya kolu aktif kaldıramama dikkatle değerlendirilmelidir.
Donuk omuz
Aktif ve pasif glenohumeral hareketin, özellikle dış rotasyonun belirgin kısıtlanması ayırt edicidir. Erken skapular elevasyon çoğu kez kaybolan glenohumeral hareketi telafi eder.
Glenohumeral instabilite ve labral patolojiler
Boşalma hissi, apprehension, travmatik çıkık öyküsü, atışın belirli fazlarında ağrı veya mekanik yakınmalar varsa skapular görünümün ötesine geçilmelidir.
Servikal radikülopati ve periferik sinir etkilenimleri
Boyun hareketleriyle değişen ağrı, dermatomal duyu değişikliği, refleks farklılığı, yaygın kuvvet kaybı ve nöropatik yakınmalar servikal veya periferik sinir kaynaklarını düşündürür.
Akromioklaviküler ve sternoklaviküler eklem sorunları
Lokal hassasiyet, travma, deformite ve çapraz kol adduksiyonuyla artan ağrı skapular kuşağın kemik bağlantılarının değerlendirilmesini gerektirir.
Skapulotorasik bursit ve snapping scapula
Skapula hareketinde belirgin krepitasyon, medial kenar çevresinde lokal ağrı ve bazen kemik varyasyonları bulunabilir. Ses tek başına patoloji değildir; ağrı ve işlev kaybıyla birlikte değerlendirilmelidir.
6. Tedavi ve Rehabilitasyon Yaklaşımları
Skapular diskinezinin rehabilitasyonunda temel hedef, röntgende ya da aynada “kusursuz simetri” elde etmek değildir. Amaç hastanın ağrısını azaltmak, gerekli hareketi güvenle yapmasını sağlamak, skapula–humerus–gövde koordinasyonunu ve yük taşıma kapasitesini geliştirmektir.
Tedavi, diskinezinin görünümüne değil katkıda bulunan mekanizmaya göre planlanmalıdır.
1. Önce skapular bulgunun anlamı belirlenir
Diskinezi ağrısız, performansı etkilemiyor ve düzeltici manevralarla semptom değişmiyorsa yalnızca görüntüyü normalleştirmek için tedavi gerekmeyebilir. Buna karşılık SAT veya SRT ile ağrı, kuvvet ya da hareket belirgin biçimde değişiyorsa skapular odaklı müdahalenin klinik gerekçesi güçlenir.
2. Altta yatan patoloji ve yük yönetilir
Donuk omuzdaki glenohumeral kısıtlılık, sinir lezyonu, travmatik rotator manşet yırtığı, instabilite veya klavikula deformitesi aynı programla yönetilemez. Öncelikle temel sorun belirlenir.
Baş üstü sporcularda son haftalardaki antrenman hacmi, atış veya smaç sayısı, yoğunluk artışı, toparlanma ve diğer kuvvet antrenmanları değerlendirilir. Yük tamamen kesilmek zorunda değildir; semptom yanıtına ve doku kapasitesine göre düzenlenir.
3. Gerçek hareket kısıtlılıkları ele alınır
Pektoralis minor, posterior omuz, glenohumeral kapsül veya torakal hareket kapasitesindeki kısıtlılıklar klinik olarak anlamlıysa mobilite çalışmaları kullanılabilir. Ancak manuel terapi veya germe sonrası geçici hareket artışı kalıcı doku değişikliğiyle eş anlamlı değildir. Bu uygulamalar, aktif hareket ve kademeli yüklenmenin yerine geçmez.
4. İzole “kas sıkma” yerine motor kontrol geliştirilir
Güncel yaklaşım yalnızca serratus anterior ve alt trapeziusu kuvvetlendirmeye değil, skapulanın görev sırasında uygun biçimde yönlendirilmesine odaklanır. Erken dönemde kısa kaldıraçlı, düşük yükte ve semptomu artırmayan hareketler tercih edilebilir. Ayna, dokunsal yönlendirme veya kısa sözel geri bildirim hareketin öğrenilmesini kolaylaştırabilir.
Fakat sürekli dış geri bildirim hastayı terapiste bağımlı hâle getirebilir. Beceri geliştikçe geri bildirim azaltılmalı ve hareket farklı görevlerde uygulanmalıdır.
5. Kapalı kinetik zincirden açık zincire ilerlenir
Duvar veya masa üzerinde kontrollü ağırlık aktarımı, erken dönemde skapula ve rotator manşetin birlikte çalışmasını daha düşük tehditle sağlayabilir. Ardından kolun gövdeden uzaklaştığı açık zincir hareketlerine ve daha uzun kaldıraçlara geçilir.
Örnek ilerleme ilkeleri şunlardır:
- Destekli ve kısa kaldıraçlı kontrol,
- Düşük açılarda kol hareketi,
- Daha geniş elevasyon aralığı,
- Dış direnç ve dayanıklılık,
- Hızlı yön değiştirme ve reaktif kontrol,
- Spora veya mesleğe özgü baş üstü görevler.
Bu sıra katı değildir; hastanın irritabilitesi, kapasitesi ve hedefi ilerlemeyi belirler.
6. Serratus anterior ve trapezius birlikte eğitilir
Wall slide, kontrollü reach/punch varyasyonları, push-up plus, low row, lawnmower, robbery, prone veya ayakta trapezius egzersizleri klinik bulguya göre kullanılabilir. Egzersiz seçimi yalnızca “hangi hareket hangi kası en fazla aktive eder?” sorusuyla yapılmamalıdır. Ağrı yanıtı, hareket kalitesi, hastanın görevi ve yükün ilerletilebilir olması daha önemlidir.
Üst trapeziusu tamamen devre dışı bırakmaya çalışmak doğru değildir. Kolun yukarı kaldırılmasında üst trapezius gereklidir. Amaç onu susturmak değil, serratus anterior ve trapeziusun diğer bölümleriyle zamanlı ve göreve uygun çalışmasını sağlamaktır.
7. “Omuzları aşağı ve geriye çek” komutu herkese verilmez
Skapulayı sürekli depresyon ve retraksiyonda tutmak doğal kol elevasyonunu sınırlayabilir. Baş üstü harekette skapulanın yukarı rotasyon ve gerektiği kadar elevasyon yapması gerekir. Bazı hastalarda kısa süreli bilinçli pozisyonlama yararlı bir öğretim aracı olabilir; bu pozisyon günlük yaşam boyunca korunması gereken katı bir postür kuralı değildir.
8. Kinetik zincir programa katılır
Ayakta yapılan low row, gövde rotasyonuyla lawnmower, split-stance press/reach ve spora özgü adımlama–atış kombinasyonları alt ekstremite ile gövdeden kola kuvvet aktarımını çalıştırabilir. Özellikle sporcularda skapular rehabilitasyon yalnızca sedyede veya yüzüstü yapılan izole egzersizlerden oluşmamalıdır.
9. Kuvvetten dayanıklılığa, dayanıklılıktan güce geçilir
Günlük işlerde düşük–orta yüklerin tekrarına, sporda ise yüksek hız ve güce ihtiyaç duyulur. Ağrısız manuel kas testi rehabilitasyonun tamamlandığını göstermez. Egzersiz hacmi; tekrar kalitesi, semptom yanıtı ve hedef görevin gerektirdiği dayanıklılığa göre artırılmalıdır.
Başlangıçta 1–2 set ve 5–10 kontrollü tekrar gibi düşük hacimler kullanılabilir. Kişi hareketi belirgin semptom artışı olmadan ve kontrol kaybı göstermeden sürdürebildiğinde tekrar, set, kaldıraç uzunluğu, hız veya dış direnç aşamalı artırılır. Bu sayılar reçete değil, klinik ilerlemeyi düzenlemek için başlangıç çerçevesidir.
Egzersiz skapulanın görünümünü mutlaka düzeltir mi?
Hayır. Bu önemli bir noktadır. Sistematik derlemeler ve klinik çalışmalar, egzersizle ağrı ve hasta tarafından bildirilen işlev iyileşirken ölçülen skapular kinematiğin her zaman değişmediğini göstermektedir. Kronik omuz ağrısı ve diskinezisi olan bireylerde yapılan randomize bir çalışmada, özel skapular hareket eğitimi standart egzersize üstün bulunmamıştır.
Bu sonuç egzersizin etkisiz olduğunu değil, iyileşmenin mutlaka skapulayı “normal” görünen bir yola sokarak gerçekleşmediğini gösterir. Kuvvet, tolerans, güven, koordinasyon ve ağrı işlemleme süreçleri iyileşebilir; kişi aynı hareket varyasyonuyla daha iyi işlev görebilir.
Bantlama ve manuel terapi
Skapular bantlama veya manuel yönlendirme bazı hastalarda kısa süreli semptom modifikasyonu ve hareket farkındalığı sağlayabilir. Ancak bunlar kalıcı mekanik düzeltme olarak sunulmamalıdır. Aktif rehabilitasyonu destekleyen geçici araçlardır.
Cerrahi gerekir mi?
Skapular diskinezinin kendisi için cerrahi uygulanmaz. Cerrahi ancak kalıcı nörojenik kanatlanma, yapısal kemik/eklem problemi veya cerrahi gerektiren eşlik eden patoloji bulunduğunda gündeme gelir. Basit hareket asimetrisi cerrahi endikasyon değildir.
7. Prognoz, Komplikasyonlar ve Klinik Olarak Yanlış Yaklaşımlar
Skapular diskinezinin prognozu altta yatan nedene bağlıdır. Ağrıya bağlı motor adaptasyonlar ve yük–kapasite uyumsuzlukları çoğu zaman uygun eğitim, yük düzenlemesi ve egzersizle iyileşebilir. Nörolojik yaralanmalarda iyileşme sinirin türüne, hasarın düzeyine ve süresine göre aylar alabilir; bazı olgularda tam düzelme sağlanmayabilir.
Klinik başarı nasıl tanımlanmalıdır?
Başarı yalnızca iki skapulanın aynada simetrik görünmesi değildir. Daha anlamlı ölçütler şunlardır:
- Hastanın önemli gördüğü görevi yapabilmesi,
- Ağrı ve yorgunluğun azalması,
- Hareket açıklığı ve kuvvetin artması,
- Tekrarlayan yükleri tolere edebilmesi,
- Spor veya işe güvenli dönüş,
- Hastanın hareket konusunda korku ve aşırı korumadan kurtulması.
En sık yapılan klinik hatalar
Her asimetriyi patoloji saymak
İnsan bedeni tam simetrik değildir. Dominant kol, spor geçmişi, toraks şekli ve bireysel motor stratejiler skapular hareketi etkiler. Ağrısız ve işlevi tam bir kişide yalnızca görsel asimetri üzerinden hastalık üretmek aşırı tanı riskini artırır.
Skapular diskineziyi ağrının kesin nedeni ilan etmek
Diskinezi neden, sonuç, kompansasyon veya normal varyasyon olabilir. Nedensellik düzeltici testler, kapsamlı muayene ve zaman içindeki yanıtla sorgulanmalıdır.
Tek bir kası suçlamak
“Serratus çalışmıyor” veya “üst trapezius fazla aktif” gibi ifadeler karmaşık hareket sistemini tek kasa indirger. Kas kuvveti, aktivasyon zamanı, ağrı, hareketlilik, görev ve merkezi motor kontrol birlikte değerlendirilmelidir.
Skapulayı sürekli aşağı ve geride tutmak
Bu komut skapular yukarı rotasyon ve elevasyonu kısıtlayabilir. Omuz kuşağının doğal hareket etmesine izin verilmelidir.
Görüntüyü işlevden daha önemli görmek
Hareket estetik olarak değişmese bile hasta daha güçlü, daha dayanıklı ve ağrısız olabilir. Tedavi hedefi “mükemmel skapula” değil, etkili ve tolere edilebilir işlevdir.
Nörolojik kanatlanmayı gözden kaçırmak
Belirgin atrofi, travma/cerrahi öyküsü, ani kuvvet kaybı veya sürekli kanatlanma varsa yalnız egzersiz verip beklemek tanıyı geciktirebilir.
8. Sonuç: Skapular Diskineziye Nasıl Bakmalıyız?
Skapular diskinezi, kürek kemiğinin hareketinde gözlenen değişikliktir; tek başına hastalık adı değildir. Omuz ağrısıyla birlikte bulunabilir, bazı koşullarda yük dağılımını ve işlevi etkileyebilir, fakat ağrısız bireylerde de son derece yaygındır. Bu nedenle klinik değeri görünümünden değil, hastanın semptomunu ve görevini değiştirip değiştirmediğinden doğar.
Fizyoterapist için en güçlü yaklaşım üç basamaklıdır: önce diskineziyi gözlemek, sonra düzeltici manevralarla semptom ve kuvvet üzerindeki katkısını sınamak, son olarak hareketlilik, motor kontrol, kas kapasitesi, nörolojik durum, glenohumeral patoloji ve kinetik zincir gibi olası nedenleri araştırmak.
Rehabilitasyonun amacı skapulayı zorla tek bir “ideal” yola sokmak değildir. Amaç kişinin gerekli hareketi daha az ağrı, daha iyi kontrol ve yeterli yük kapasitesiyle yapabilmesini sağlamaktır. Bazı hastalarda skapular kontrol gerçekten merkezi bir tedavi hedefidir; bazılarında ise görülen diskinezi, tedavi edilmesi gereken sorun değil başka bir sorunun işaretidir.
Kısa Özet
Skapular diskinezi bir tanı değil, skapular hareket ve kontrol değişikliğini tanımlayan klinik bir bulgudur. Ağrısız kişilerde de sık görüldüğünden, yalnızca görsel asimetri tedavi gerekçesi sayılamaz; düzeltici testlerle ağrı, kuvvet ve işlev üzerindeki etkisi araştırılmalıdır. Rehabilitasyon, kusursuz simetri yerine altta yatan mekanizmaya, motor kontrole, kademeli yüklenmeye ve hastanın gerçek yaşam hedeflerine odaklanmalıdır.
Kaynaklar
- Kibler WB. The role of the scapula in athletic shoulder function. Am J Sports Med. 1998;26(2):325-337.
- Kibler WB, McMullen J. Scapular dyskinesis and its relation to shoulder pain. J Am Acad Orthop Surg. 2003;11(2):142-151.
- Kibler WB, Sciascia A. Current concepts: scapular dyskinesis. Br J Sports Med. 2010;44(5):300-305.
- Kibler WB, Sciascia A, Wilkes T. Scapular dyskinesis and its relation to shoulder injury. J Am Acad Orthop Surg. 2012;20(6):364-372.
- Kibler WB, Ludewig PM, McClure PW, Michener LA, Bak K, Sciascia AD. Clinical implications of scapular dyskinesis in shoulder injury: the 2013 consensus statement from the Scapular Summit. Br J Sports Med. 2013;47(14):877-885.
- Sciascia A, Kibler WB. Current views of scapular dyskinesis and its possible clinical relevance. Int J Sports Phys Ther. 2022;17(2):117-130.
- Jildeh TR, Ference DA, Abbas MJ, Jiang EX, Okoroha KR. Scapulothoracic dyskinesis: a concept review. Curr Rev Musculoskelet Med. 2021;14(3):246-254.
- Longo UG, Risi Ambrogioni L, Berton A, Candela V, Migliorini F, Carnevale A, et al. Scapular dyskinesis: from basic science to ultimate treatment. Int J Environ Res Public Health. 2020;17(8):2974.
- Burn MB, McCulloch PC, Lintner DM, Liberman SR, Harris JD. Prevalence of scapular dyskinesis in overhead and nonoverhead athletes: a systematic review. Orthop J Sports Med. 2016;4(2):2325967115627608.
- Salamh PA, Hanney WJ, Boles T, Holmes D, McMillan A, Wagner A, et al. Is it time to normalize scapular dyskinesis? The incidence of scapular dyskinesis in those with and without symptoms: a systematic review of the literature. Int J Sports Phys Ther. 2023;18(3):558-576.
- Hickey D, Solvig V, Cavalheri V, Harrold M, McKenna L. Scapular dyskinesis increases the risk of future shoulder pain by 43% in asymptomatic athletes: a systematic review and meta-analysis. Br J Sports Med. 2018;52(2):102-110.
- Hogan C, Corbett J, Ashton S, Perraton L, Frame R. Scapular dyskinesis is not an isolated risk factor for shoulder injury in athletes: a systematic review and meta-analysis. Am J Sports Med. 2021;49(10):2843-2853.
- Paraskevopoulos E, Papandreou M, Gliatis J. Reliability of assessment methods for scapular dyskinesis in asymptomatic subjects: a systematic review. Acta Orthop Traumatol Turc. 2020;54(5):546-556.
- McClure P, Tate AR, Kareha S, Irwin D, Zlupko E. A clinical method for identifying scapular dyskinesis, part 1: reliability. J Athl Train. 2009;44(2):160-164.
- Tate AR, McClure P, Kareha S, Irwin D, Barbe MF. A clinical method for identifying scapular dyskinesis, part 2: validity. J Athl Train. 2009;44(2):165-173.
- Rabin A, Irrgang JJ, Fitzgerald GK, Eubanks A. The intertester reliability of the Scapular Assistance Test. J Orthop Sports Phys Ther. 2006;36(9):653-660.
- Ludewig PM, Reynolds JF. The association of scapular kinematics and glenohumeral joint pathologies. J Orthop Sports Phys Ther. 2009;39(2):90-104.
- Ludewig PM, Cook TM. Alterations in shoulder kinematics and associated muscle activity in people with symptoms of shoulder impingement. Phys Ther. 2000;80(3):276-291.
- Takeno K, Glaviano NR, Norte GE, Ingersoll CD. Therapeutic interventions for scapular kinematics and disability in patients with subacromial impingement: a systematic review. J Athl Train. 2019;54(3):283-295.
- Kamonseki DH, Haik MN, Ribeiro LP, Almeida RF, Camargo PR. Scapular movement training is not superior to standardized exercises in the treatment of individuals with chronic shoulder pain and scapular dyskinesis: randomized controlled trial. Disabil Rehabil. 2023;45(18):2925-2935.
- Cools AM, Struyf F, De Mey K, Maenhout A, Castelein B, Cagnie B. Rehabilitation of scapular dyskinesis: from the office worker to the elite overhead athlete. Br J Sports Med. 2014;48(8):692-697.
- Cools AM, Borms D, Castelein B, Vanderstukken F, Johansson FR. Evidence-based rehabilitation of athletes with glenohumeral instability. Knee Surg Sports Traumatol Arthrosc. 2016;24(2):382-389.
- Didesch JT, Tang P. Anatomy, etiology, and management of scapular winging. J Hand Surg Am. 2019;44(4):321-330.
- Martin RM, Fish DE. Scapular winging: anatomical review, diagnosis, and treatments. Curr Rev Musculoskelet Med. 2008;1(1):1-11.
- Gaskill T, Millett PJ. Snapping scapula syndrome: diagnosis and management. J Am Acad Orthop Surg. 2013;21(4):214-224.
- Vila-Dieguez O, Cazorla-Rey A, Michener LA. Clinicians who think scapular dyskinesis is important are more likely to identify it in healthy individuals. Shoulder Elbow. 2026 Feb 23. Online ahead of print. doi:10.1177/17585732261424438.
Klinik görüşme, eğitimler ve diğer bilgi talepleriniz için iletişim kanallarını kullanabilirsiniz.
İletişime Geç