Plantar Fasya ve Plantar Fasiit: Anatomiden Biyomekaniğe, Klinik Değerlendirmeden Rehabilitasyona

Plantar fasya, kalkaneus ile parmaklar arasında uzanan basit bir bağ değildir. Ayak arkının pasif ve aktif yapılarıyla bütünleşen; küçük uzunluk değişikliklerinde yüksek çekme kuvvetleri geliştirebilen, yük altında enerji depolayan ve ayağın itme sırasında sertleşmesine katkıda bulunan özelleşmiş bir bağ dokusudur. Plantar fasiit ise yalnızca bir inflamasyon veya topuk dikeni problemi değil, dokunun maruz kaldığı mekanik yük ile bu yükü karşılama kapasitesi arasındaki dengenin bozulduğu çok faktörlü bir plantar topuk ağrısı tablosudur.

Plantar fasya nedir?

Plantar fasya, ayak tabanının derin fasyasını oluşturan; kalkaneus ile ön ayak ve parmaklar arasında uzanan, yüksek çekme kuvvetlerine dayanabilen çok katmanlı bir bağ dokusu yapısıdır. Uzunlamasına arkın biçimini korur, yük altında arkın ne kadar uzayacağını sınırlar, yürüyüş sırasında enerji depolar ve ayağın itme fazında sertleşmesine katkıda bulunur.

Klasik anatomi kaynaklarında sıklıkla “plantar aponevroz” olarak adlandırılır. Ancak mikroskobik incelemeler yapının yalnızca birbirine paralel boylamsal kolajen liflerden oluşmadığını; enine ve eğik yönde ilerleyen lif demetleri, elastik lifler, bağ dokusu hücreleri, hyalüronan bakımından zengin katmanlar ve sinir sonlanmaları içerdiğini göstermektedir. Bu nedenle “plantar fasya” terimi yapının üç boyutlu organizasyonunu daha doğru ifade eder.

Plantar fasyanın anatomik bölümleri

Plantar fasya medial, santral ve lateral olmak üzere üç bantta incelenir. Bu bantlar birbirinden tamamen bağımsız değildir; intermuscular septumlar, intrinsik kas fasyaları, deri altı fibröz septumlar ve derin bağ dokularıyla devamlılık gösterir.

Santral bant

Santral bant plantar fasyanın en kalın, en güçlü ve klinik olarak en önemli bölümüdür. Kalkaneusun medial tüberkülünden ve çevresindeki periosteal dokudan başlar. Ön ayağa ilerlerken genişler ve metatars başlarına yaklaşırken beş ayrı uzantıya ayrılır. Bu uzantılar plantar plaklar, fleksör tendon kılıfları, derin transvers metatarsal bağ, proksimal falanks tabanları ve kollateral bağlarla ilişki kurar. Bu nedenle özellikle metatarsofalangeal eklem ekstansiyonu plantar fasyanın gerilimini doğrudan etkiler.

Medial ve lateral bantlar

Medial bant daha ince ve esnektir; abductor hallucis kasını örten fasya ve medial bağ dokusu bölmeleriyle ilişkilidir. Lateral bant ise kalkaneusun lateral tarafından beşinci metatars yönüne uzanır ve abductor digiti minimi ile lateral intermuscular septumla bağlantı kurar. Bu organizasyon plantar fasyanın yalnızca medial arkı değil, ayağın farklı sütunları arasındaki yük paylaşımını da etkilediğini gösterir.

Plantar fasya, ayak kasları ve Aşil tendonu arasındaki ilişki

Plantar fasya; abductor hallucis, flexor digitorum brevis, quadratus plantae ve abductor digiti minimi gibi intrinsik kasların fasyalarıyla yakın ilişki gösterir. Arkın mekanik davranışı plantar fasya, plantar bağlar, intrinsik kaslar, tibialis posterior, peroneus longus, uzun parmak fleksörleri ve triceps surae kompleksinin birlikte çalışmasıyla oluşur. Plantar fasya sistemin önemli bir parçasıdır, fakat arkın tamamı değildir.

Plantar fasyanın proksimal lifleri kalkaneal periosteal dokuyla birleşir. Bu doku kalkaneusun arka yüzü çevresinde Aşil tendonunun paratenonuyla devamlılık gösterebilir. İki yapı tek bir tendon değildir; fakat anatomik ve mekanik olarak birbirini etkiler. Aşil tendon kuvveti kalkaneus üzerinde plantar fleksiyon momenti oluşturur, arkın alçalma eğilimini ve plantar fasya gerilimini artırabilir. Bu nedenle plantar fasya ağrısında yalnızca topuğa değil, gastroknemius–soleus kompleksinin hareketliliğine, kuvvetine ve yüklenme biçimine de bakılmalıdır.

Plantar fasya ne kadar uzayabilir?

Plantar fasya görece sert, fakat tamamen esnemez olmayan bir bağ dokusudur. Kolajen dokulara özgü doğrusal olmayan yük–deformasyon davranışı gösterir. Düşük yüklerde kolajen liflerin kıvrımları açılır; yük arttıkça lifler yük yönünde hizalanır ve doku giderek sertleşir. Böylece ayak düşük yüklerde uyumlu, yüksek yüklerde daha kararlı davranabilir.

Kadavra çalışmalarında santral plantar fasyanın ortalama yapısal sertliği yaklaşık 204 N/mm, ortalama kopma yükü ise yaklaşık 1189 N olarak bildirilmiştir. Bu değerler yaş, cinsiyet, doku bölgesi ve deney düzenine göre değişebilir. Klinik açıdan önemli nokta, plantar fasyanın büyük miktarda uzayan gevşek bir elastik bant olmamasıdır. Birkaç milimetrelik uzunluk değişikliği bile yüksek çekme kuvvetleri oluşturabilir. Bu nedenle ayak arkındaki küçük yükseklik ve uzunluk değişimleri plantar fasya açısından mekanik olarak anlamlıdır.

Plantar fasya ayak arkını nasıl destekler?

Medial uzunlamasına ark klasik olarak bir kafes kiriş sistemine benzetilir. Kalkaneus ve metatarslar kompresyona maruz kalan kemik elemanları, plantar fasya ise bu elemanların birbirinden uzaklaşmasını sınırlandıran çekme elemanı gibi davranır.

Vücut ağırlığı ayağa aktarıldığında yer reaksiyon kuvveti arkı alçaltma, ayağı uzatma ve kalkaneus ile ön ayağı birbirinden uzaklaştırma eğilimi oluşturur. Plantar fasya gerilerek bu deformasyonu sınırlar. Ancak arkın yük altında bir miktar alçalması patolojik değildir. Kontrollü deformasyon darbelerin dağıtılmasına ve elastik enerji depolanmasına olanak sağlar. Fonksiyonel ayak yük kabulünde esneyebilmeli, itme sırasında ise yeterince sertleşebilmelidir.

Reverse windlass ve rüzgâr mili mekanizması

Yürümenin erken ve orta duruş evrelerinde ark yük altında bir miktar alçalır ve ayak uzar. Plantar fasyanın gerilmesi parmakların zemine temasını korumaya katkıda bulunur. Klasik windlass mekanizmasının ters yönündeki bu davranış “reverse windlass” olarak tanımlanır.

Terminal duruş ve pre-swing evrelerinde topuk yükselirken metatarsofalangeal eklemler, özellikle başparmak ekstansiyona gelir. Plantar fasyanın distal lifleri metatars başlarının çevresine sarılır. Etkili serbest uzunluğun azalması kalkaneus ile metatars başlarını birbirine yaklaştırır, arkı yükseltir, orta ayağın hareketini azaltır ve ayağı daha sert bir kaldıraca dönüştürür. Böylece triceps surae tarafından üretilen kuvvet ön ayağa daha etkili aktarılır.

Windlass mekanizması yalnızca parmakların pasif ekstansiyonundan ibaret değildir. Topuk yükselmesi, Aşil tendon kuvveti, subtalar eklem mekaniği, tibial rotasyon ve intrinsik kas aktivitesi bu sürece birlikte katılır.

Yürüyüş sırasında plantar fasyanın yüklenmesi

İlk temas ve yük kabulü

Topuk yere temas ettiğinde yağ yastığı darbenin ilk bölümünü sönümler. Ayak yük kabul ettikçe subtalar eklem pronasyon yönünde hareket eder, tibia iç rotasyona katılır ve uzunlamasına ark kontrollü biçimde alçalır. Arkın uzaması plantar fasya gerilimini artırır. Pronasyon tek başına patoloji değildir; zemine uyum ve yük dağılımının doğal bir parçasıdır.

Orta duruş

Vücut ağırlığı ayağın üzerine ilerledikçe plantar fasya, plantar bağlar ve intrinsik kaslar ark deformasyonunu birlikte kontrol eder. İntrinsik kas aktivitesi artan yüke yanıt verir ve ark sertliğini aktif biçimde düzenleyebilir. Ayak bu nedenle yalnızca pasif bağlardan oluşan bir yay değil, sertliği sinir sistemi tarafından değiştirilebilen aktif bir yapıdır.

Terminal duruş ve itme

Topuk yükselirken Aşil tendon kuvveti artar; parmak ekstansiyonu windlass mekanizmasını devreye sokar. Bir sonlu eleman modelinde plantar fasya geriliminin pre-swing döneminde yaklaşık 493 N, yani yaklaşık 0,7 vücut ağırlığına ulaştığı; stresin orta duruştan pre-swing’e 2,3 kat arttığı ve windlass etkisinin fasya gerilimini yaklaşık %66 yükselttiği hesaplanmıştır. Bu sayılar tek bir modele dayandığı için mutlak klinik eşikler değildir; ancak fasyanın özellikle topuk yükselmesi ve itme sırasında yüksek yük taşıdığını gösterir.

Plantar fasya enerji depolar mı?

Yük kabulü ve orta duruş sırasında ark alçalırken plantar fasya gerilir ve elastik enerji depolar. Terminal duruşta ark yeniden yükselirken bu enerjinin bir bölümü geri verilir. Bu geri dönüş ayağın itme sırasında kısalmasına ve yürüme ile koşunun enerji maliyetinin azaltılmasına katkı sağlar.

Bu görev yalnızca plantar fasyaya ait değildir. Plantar bağlar, tendonlar ve intrinsik kasların seri elastik bileşenleri de enerji depolayıp geri verebilir. Bu nedenle akut dönemde dış destek ağrıyı azaltabilse de uzun dönemde amaç ayağın kontrollü deformasyon ve enerji geri dönüş kapasitesini yeniden geliştirmektir.

Plantar fasya duyusal bir yapı mıdır?

Plantar fasya içinde serbest sinir uçları, Pacini cisimcikleri ve Ruffini tipi mekanoreseptörler gösterilmiştir. Bu reseptörler basınç, titreşim, uzun süreli gerilme ve doku deformasyonu hakkında sinir sistemine bilgi sağlayabilir. Plantar fasya bu nedenle inert bir kollajen tabaka değildir; ayağın duyusal geri bildirim sistemine katılır. Ancak onu “vücudun en zengin propriyoseptif organlarından biri” olarak tanımlamak için yeterli karşılaştırmalı kanıt bulunmamaktadır.

Plantar fasiit mi, plantar fasiyopati mi?

“Plantar fasiit” terimi inflamasyonu ifade eder. Oysa kronik olgularda klasik inflamatuar hücrelerden çok kollajen düzensizliği, matriks değişiklikleri, fibroblast aktivitesi ve dejeneratif özellikler görülür. Bu nedenle kronik tabloda “plantar fasiyopati” veya “plantar fasiyozis” terimleri daha açıklayıcıdır. Bununla birlikte erken dönem doku yanıtında inflamatuar mekanizmalar bulunabileceğinden, inflamasyonun hiçbir rolü olmadığını söylemek de doğru değildir.

En uygun yaklaşım plantar fasiyopatiyi, plantar fasyanın yük taşıma kapasitesi ile maruz kaldığı mekanik talep arasındaki dengenin bozulduğu klinik bir tablo olarak değerlendirmektir.

Plantar fasiyopati neden gelişir?

Problem genellikle tek bir travmadan değil, yükün kısa sürede artması veya dokunun mevcut yükleri karşılama kapasitesinin azalmasından kaynaklanır.

  • Yürüme, koşu veya ayakta kalma süresinin hızla artması
  • Sert zeminde uzun süre çalışma
  • Vücut ağırlığındaki artış
  • Ayak bileği dorsifleksiyonunun sınırlanması
  • Gastroknemius–soleus kapasitesinin yetersizliği
  • İntrinsik ayak kaslarının kuvvet veya dayanıklılık kaybı
  • İtme sırasında artmış Aşil tendon kuvveti
  • Birinci metatarsofalangeal eklem hareketindeki değişiklikler
  • Yetersiz toparlanma
  • Diyabet ve bağ dokusu glikasyonu
  • Yaşa bağlı doku değişiklikleri

Ayak şekli tek başına belirleyici değildir. Düz tabanlık, yüksek ark veya pronasyon asemptomatik kişilerde de bulunabilir. Tedavinin amacı ayağı tek bir ideal şekle zorlamak değil, bireyin mekanik talebi ile doku kapasitesi arasında yeniden denge kurmaktır.

Plantar fasiyopatinin klinik özellikleri

  • Topuğun plantar-medial bölümünde ağrı
  • Sabah ilk adımlarda belirgin hassasiyet
  • Uzun süre oturduktan sonra ayağa kalkınca ağrı
  • Çıplak ayakla sert zeminde artan yakınma
  • Uzun yürüyüş, koşu veya ayakta kalma sonrasında ağrı
  • Plantar fasyanın kalkaneal tutunma bölgesinde palpasyon hassasiyeti
  • Parmak ekstansiyonuyla tanıdık ağrının ortaya çıkması

Sabah ilk adım ağrısı yalnızca dokunun gece boyunca “kısalması” ile açıklanamaz. Yükten uzak kalan hassas dokunun ilk adımlarda yeniden hızla yüklenmesi ve ağrı sistemindeki duyarlılık değişiklikleri birlikte rol oynar.

Her topuk ağrısı plantar fasiyopati midir?

Hayır. Kalkaneus stres kırığı, topuk yağ yastığı sendromu, plantar fasya yırtığı, Baxter siniri tuzaklanması, medial kalkaneal sinir irritasyonu, tarsal tünel sendromu, S1 radikülopati, Aşil tendinopatisi ve romatolojik entezit ayırıcı tanıda değerlendirilmelidir.

Yanma, elektriklenme ve uyuşma sinir dokusunu; travma sonrası ani ağrı, morarma ve yük verememe ise yırtık veya kırığı düşündürebilir. İki taraflı topuk ağrısına uzun sabah tutukluğu, bel ağrısı veya eklem şişliği eşlik ediyorsa romatolojik değerlendirme gerekir.

Topuk dikeni ağrının nedeni midir?

Topuk dikeni ile plantar fasiyopati aynı durum değildir. Dikenler ağrısı olmayan kişilerde de görülebilir ve büyüklükleri ağrı şiddetiyle doğrudan ilişkili değildir. Oluşumlarında çekme kuvvetlerinin yanında kompresyon, yaş, vücut ağırlığı ve entezisin yüklenmeye verdiği kemiksel yanıt rol oynayabilir. Tedavinin amacı dikeni ortadan kaldırmak değil, dokunun yük toleransını ve ayağın işlevini geliştirmektir.

Klinik değerlendirme ve görüntüleme

Değerlendirmede aktivite değişiklikleri, sabah ilk adım ağrısı, kalkaneal entezis hassasiyeti, ayak bileği dorsifleksiyonu, gastroknemius–soleus esnekliği, birinci metatarsofalangeal eklem hareketi, topuk yükseltme kapasitesi, intrinsik kas kontrolü, yük altında ark davranışı, yürüyüşün itme fazı, ayakkabı özellikleri ve nörolojik bulgular birlikte incelenmelidir.

Tipik olgularda görüntüleme zorunlu değildir. Ultrasonografide proksimal fasyada 4 mm üzeri kalınlık, fibriler görünüm kaybı, hipoekoik alanlar ve perifasyal sıvı görülebilir. Ancak kalınlık tek başına tanı koydurmaz. Manyetik rezonans görüntüleme stres kırığı, kemik iliği ödemi, yırtık ve diğer yumuşak doku patolojilerinin ayırıcı tanısında kullanılabilir.

Plantar fasiyopati rehabilitasyonu

Rehabilitasyonun amacı plantar fasyayı sürekli korumak değil; semptomları kontrol ederken dokunun, baldırın ve ayağın yük taşıma kapasitesini yeniden geliştirmektir.

1. Eğitim ve yük yönetimi

Tam istirahat çoğunlukla gerekli değildir. Yürüyüş veya koşu hacmi geçici olarak azaltılabilir, uzun aktiviteler bölünebilir, yokuş ve sıçrama yükleri sınırlandırılabilir. Aktivite sırasında düşük ve kontrol edilebilir ağrı kabul edilebilir; fakat ertesi sabah ilk adım ağrısı belirgin artıyorsa uygulanan yük fazla olabilir.

2. Plantar fasyaya özgü germe

Hasta otururken parmaklarını, özellikle başparmağı kontrollü biçimde ekstansiyona getirir. Yaklaşık 10 saniyelik 10 tekrar sabah ilk adımlardan ve uzun süre oturmadan önce uygulanabilir. Amaç yüksek sertlikteki dokuyu kalıcı biçimde uzatmak değil, kontrollü çekme yükü vermek ve hareket toleransını geliştirmektir.

3. Gastroknemius ve soleus mobilitesi

Dorsifleksiyon kısıtlılığı tibianın ayak üzerinde ilerlemesini zorlaştırıp topuğun erken yükselmesine neden olabilir. Diz düz ve bükülü pozisyonlarda germe, yük altında dorsifleksiyon egzersizleri ve gerektiğinde talokrural eklem mobilizasyonları kullanılabilir. Kısıtlılığın kas mı, eklem mi yoksa ağrı kaynaklı mı olduğu belirlenmelidir.

4. Baldır ve plantar fasya kompleksinin kuvvetlendirilmesi

Program oturarak veya çift ayak topuk yükseltmeyle başlayabilir; destekli tek ayak, tek ayak ve dış yükle ağır-yavaş topuk yükseltmeye ilerletilebilir. Parmakların altına havlu yerleştirilerek yapılan topuk yükseltme metatarsofalangeal eklemleri ekstansiyona getirir ve windlass mekanizması üzerinden plantar fasyayı daha fazla yükler. Bu nedenle etkili bir ilerleme egzersizidir; fakat irritabilitesi yüksek hastalarda başlangıç egzersizi olmayabilir.

5. İntrinsik ayak kaslarının eğitimi

Ayağı kısaltma, başparmak ile diğer parmakların bağımsız kontrolü, tek ayak denge, ark kontrolüyle çömelme ve basamak çalışmaları kullanılabilir. Amaç yalnızca arkı yükseltmek değil, yük altında ark sertliğini ve enerji depolama kapasitesini aktif olarak düzenlemektir.

6. Yürüme ve spora dönüş

Her hastanın yürüyüşü değiştirilmemelidir. Ancak erken topuk yükselmesi, ağrılı itme veya başparmak yükünden kaçınma varsa adım uzunluğu ve hız geçici olarak düzenlenebilir. Koşuya dönüşten önce günlük yürüyüş toleransı, tek ayak topuk yükseltme kapasitesi, sıçrama ve iniş toleransı ile ertesi gün semptom yanıtı değerlendirilmelidir. Süre, hız, eğim ve mesafe aynı anda artırılmamalıdır.

7. Bantlama, ortez ve gece ateli

Bantlama kısa dönemde ağrıyı azaltıp egzersize katılımı kolaylaştırabilir. Ortezler tek başına ana tedavi değildir; eğitim, yük yönetimi ve egzersizle birlikte kullanılabilir. Sabah ilk adım ağrısı belirgin olanlarda bir ila üç aylık gece ateli düşünülebilir.

8. Manuel terapi ve ESWT

Ayak bileği, subtalar ve orta ayak hareket kısıtlılıklarında manuel terapi kısa dönemli bir kolaylaştırıcı olabilir. Ağrılı entezisin sert biçimde ezilmesi uygun değildir. ESWT, iyi planlanmış temel rehabilitasyona rağmen devam eden kronik ve dirençli olgularda düşünülebilir.

9. Enjeksiyon ve cerrahi

Kortikosteroid enjeksiyonları kısa süreli ağrı azalması sağlayabilir; fakat plantar fasya yırtığı ve yağ yastığı atrofisi gibi riskler taşır. PRP için sonuçlar umut verici olmakla birlikte protokoller standart değildir. Hyalüronan enjeksiyonlarını temel tedavi olarak destekleyen klinik kanıt henüz sınırlıdır. Cerrahi, uzun süreli ve kapsamlı rehabilitasyona rağmen işlevi ciddi biçimde kısıtlanan seçilmiş hastalarda son seçenek olarak düşünülmelidir.

Ne zaman hekime başvurulmalıdır?

  • Travma sonrası ani başlayan şiddetli ağrı
  • Ayağın üzerine basamama, belirgin şişlik veya morarma
  • Gece uyandıran ve pozisyonla değişmeyen ağrı
  • Uyuşma, yanma veya kuvvet kaybı
  • İki taraflı ve inatçı topuk ağrısı
  • Ateş, kızarıklık veya enfeksiyon bulguları
  • Uygun rehabilitasyona rağmen ilerleme olmaması

Sonuç

Plantar fasya ayak arkını pasif olarak taşıyan bir bant değil; plantar bağlar, intrinsik kaslar, Aşil tendonu ve alt ekstremite mekaniğiyle birlikte çalışan dinamik bir kuvvet aktarım sistemidir. Plantar fasiyopati de yalnızca inflamasyon, topuk dikeni veya “gergin fasya” problemi olarak açıklanamaz.

Etkili rehabilitasyon ağrılı bölgeyi sürekli dinlendirmek yerine yükü düzenler, ayak bileği hareketini değerlendirir, baldır ve intrinsik kas kapasitesini geliştirir, windlass mekanizmasını kademeli olarak yükler ve hastayı günlük yaşamın ya da sporun gerektirdiği kuvvetlere yeniden hazırlar.

Topuk ağrısının plantar fasyadan mı, sinir dokusundan mı yoksa daha uzak bir bölgeden mi kaynaklandığını ayırmak gerekir. Ağrının bulunduğu yer ile kaynağı arasındaki bu ilişki yansıyan ağrı yazısında ayrıntılı olarak ele alınmıştır.

Kaynakça

  1. Stecco C, Corradin M, Macchi V, et al. Plantar fascia anatomy and its relationship with Achilles tendon and paratenon. Journal of Anatomy. 2013;223(6):665–676.
  2. Wearing SC. Anatomy of the plantar fascia. In: Schleip R, Findley TW, Chaitow L, Huijing PA, eds. Fascia: The Tensional Network of the Human Body. Elsevier; 2009:253–260.
  3. Wearing SC, Smeathers JE, Urry SR, Hennig EM, Hills AP. The pathomechanics of plantar fasciitis. Sports Medicine. 2006;36(7):585–611.
  4. Hicks JH. The mechanics of the foot. II. The plantar aponeurosis and the arch. Journal of Anatomy. 1954;88(1):25–30.
  5. Ker RF, Bennett MB, Bibby SR, Kester RC, Alexander RM. The spring in the arch of the human foot. Nature. 1987;325:147–149.
  6. Kitaoka HB, Luo ZP, Growney ES, Berglund LJ, An KN. Material properties of the plantar aponeurosis. Foot & Ankle International. 1994;15(10):557–560.
  7. Carlson RE, Fleming LL, Hutton WC. The biomechanical relationship between the tendoachilles, plantar fascia and metatarsophalangeal joint dorsiflexion angle. Foot & Ankle International. 2000;21(1):18–25.
  8. Gefen A. The in vivo elastic properties of the plantar fascia during the contact phase of walking. Foot & Ankle International. 2003;24(3):238–244.
  9. Cheung JTM, Zhang M, An KN. Effect of Achilles tendon loading on plantar fascia tension in the standing foot. Clinical Biomechanics. 2006;21(2):194–203.
  10. Cheng HYK, Lin CL, Wang HW, Chou SW. Finite element analysis of plantar fascia under stretch. Journal of Biomechanics. 2008;41(9):1937–1944.
  11. Chen YN, Chang CW, Li CT, Chang CH, Lin CF. Finite element analysis of plantar fascia during walking. Foot & Ankle International. 2015;36(1):90–97.
  12. Wager JC, Challis JH. Elastic energy within the human plantar aponeurosis contributes to arch shortening during push-off. Journal of Biomechanics. 2016;49(5):704–709.
  13. Welte L, Kelly LA, Lichtwark GA, Rainbow MJ. The extensibility of the plantar fascia influences the windlass mechanism during human running. Proceedings of the Royal Society B. 2021;288:20202095.
  14. Kelly LA, Cresswell AG, Racinais S, Whiteley R, Lichtwark G. Intrinsic foot muscles have the capacity to control deformation of the longitudinal arch. Journal of the Royal Society Interface. 2014;11:20131188.
  15. Kelly LA, Farris DJ, Cresswell AG, Lichtwark GA. Intrinsic foot muscles contribute to elastic energy storage and return in the human foot. Journal of Applied Physiology. 2019;126(1):231–238.
  16. Lemont H, Ammirati KM, Usen N. Plantar fasciitis: a degenerative process without inflammation. Journal of the American Podiatric Medical Association. 2003;93(3):234–237.
  17. McMillan AM, Landorf KB, Barrett JT, Menz HB, Bird AR. Diagnostic imaging for chronic plantar heel pain. Journal of Foot and Ankle Research. 2009;2:32.
  18. Draghi F, Gitto S, Bortolotto C, et al. Imaging of plantar fascia disorders. Insights into Imaging. 2017;8(1):69–78.
  19. Craig ME, Duffin AC, Gallego PH, et al. Plantar fascia thickness predicts complications in adolescents with type 1 diabetes. Diabetes Care. 2008;31(6):1201–1206.
  20. Rathleff MS, Mølgaard CM, Fredberg U, et al. High-load strength training improves outcome in patients with plantar fasciitis. Scandinavian Journal of Medicine & Science in Sports. 2015;25(3):e292–e300.
  21. Morrissey D, Cotchett M, Said J’Bari A, et al. Management of plantar heel pain: a best practice guide. British Journal of Sports Medicine. 2021;55(19):1106–1118.
  22. Koc TA Jr, Bise CG, Neville C, et al. Heel pain—plantar fasciitis: revision 2023. Journal of Orthopaedic & Sports Physical Therapy. 2023;53(12):CPG1–CPG39.
  23. Hamstra-Wright KL, Huxel Bliven KC, Bay C. Risk factors for plantar fasciitis in physically active individuals. Sports Health. 2021;13(3):296–303.
  24. Rhim HC, Kwon J, Park J, et al. A systematic review of systematic reviews on plantar fasciitis. Life. 2021;11(12):1287.
Bu konuda görüşmek ister misiniz?
Klinik görüşme, eğitimler ve diğer bilgi talepleriniz için iletişim kanallarını kullanabilirsiniz.
İletişime Geç