Boyun Bölgesinin Evrimi ve Biyomekaniği: İnsan Servikal Omurgası Neden Bu Kadar Özeldir?

Giriş: Boyun yalnızca başı taşıyan bir bağlantı değildir

Boyun biyomekaniği, başın taşınması, hareketin kontrol edilmesi ve servikal omurganın yük paylaşımı arasındaki ilişkiyi açıklar. İnsan vücudundaki her bölgenin yapısı, yerine getirmesi gereken görevlerle ilişkilidir. Omuz eklemi geniş hareket alanı sağlar; ancak bu hareketliliği koruyabilmek için kasların ve bağların sürekli desteğine ihtiyaç duyar. Bel bölgesi gövde ağırlığını taşırken hareket etmeye devam eder. Kalça eklemi ise yük taşıma, denge ve hareket arasında bir uyum oluşturur.

Boyun bölgesi bu görevlerin farklı bir birleşimini üstlenir. Başın ağırlığını taşır, bakış yönünün değiştirilmesine izin verir, omuriliği korur, başın uzaydaki konumunu algılar ve baş ile gövde arasındaki hareketi düzenler. Üstelik bu görevleri, omurganın en hareketli bölgelerinden biri olmasına rağmen gerçekleştirmek zorundadır.

Çevremize bakarken başımızı döndürürüz. Bir kitap okurken öne eğiliriz. Yürürken gözlerimizin ufuk çizgisine yakın kalmasını sağlarız. Bir nesneye uzanırken omuz kuşağının hareketine eşlik ederiz. Bu hareketlerin her birinde boyun eklemleri, diskler, bağlar, kaslar, gözler ve denge sistemi birlikte çalışır.

Bu nedenle servikal bölgeyi yalnızca yedi omurdan oluşan bir kolon olarak değerlendirmek yeterli değildir. Boynu; hareketlilik, baş kontrolü, duyusal algı ve nörolojik koruma arasında denge kurmak zorunda olan bir sistem olarak ele almak gerekir.

Boyun ağrısı, servikal disk hernisi, baş ağrısı, omuza yayılan yakınmalar ve duruşla ilişkili kas sorunları bu sistemin çalışma biçiminden bağımsız değildir. Ancak belirli sorunların sık görülmesi, boynun kusurlu olduğu anlamına gelmez; çoğu zaman yüksek hareketlilik ile hassas yapıların korunması arasındaki mekanik uzlaşmanın sonucudur.

Servikal bölgenin evrimi: İnsan boynunu özel kılan nedir?

Boynun ortaya çıkması: Başın gövdeden bağımsız hareket etmesi

Boynun temel işlevlerinden biri, başın gövdeye bağlı olmasına rağmen ondan belirli ölçüde bağımsız hareket edebilmesini sağlamaktır. Baş hareket edebildiğinde gözler farklı yönlere çevrilebilir, sesin geldiği yön araştırılabilir ve çevredeki değişiklikler bütün gövde döndürülmeden izlenebilir.

Boyun aynı zamanda baş ile gövde arasında önemli bir geçiş alanıdır. Sinirler, damarlar, solunum ve sindirimle ilişkili yapılar bu bölgede birbirine yakın konumlanır. Bu nedenle boynun evrimi yalnızca hareketli birkaç omurun ortaya çıkması olarak düşünülmemelidir; baş ile gövde arasındaki mekanik bağlantının, duyusal sistemlerin ve anatomik geçiş yollarının birlikte yeniden düzenlenmesi gerekir.

Michael H. Carstens’in boynun gelişimini ve evrimini değerlendiren çalışması, bu bölgenin baş–gövde ilişkisi, hareket, görme, işitme ve nörovasküler bağlantılar açısından çok katmanlı bir yapı olduğunu vurgulamaktadır.

Yedi servikal omur: Zürafa ile insan neden aynı sayıya sahiptir?

İnsanlarda genellikle yedi servikal omur bulunur. Aynı sayı, boynu çok daha uzun olan zürafada da görülür. Fark, omur sayısından çok omurların uzunluğu, şekli ve birbirleriyle kurdukları ilişkidedir.

Memelilerin büyük çoğunluğunda servikal omur sayısının yedi olması, güçlü bir gelişimsel sınırlılıkla ilişkilidir. Boyun omuru sayısındaki değişiklikler embriyolojik gelişim sırasında başka yapıları da etkileyebilir. Tembel hayvanlar ve denizinekleri bu genel kuralın istisnalarıdır; bazı primat gruplarında da servikotorasik geçişte varyasyonlar görülebilir.

2022 yılında yayımlanan karşılaştırmalı bir araştırmada, düşük hareket ve metabolizma düzeyleriyle ilişkili bazı primat gruplarında servikal omur sayısı veya servikotorasik geçiş özelliklerinin daha değişken olabildiği bildirilmiştir. Asıl fark; omurların biçimi, kafa tabanıyla ilişkisi, eklem yönelimleri, kas düzeni ve dik duruş sırasında üstlendikleri görevlerdir.

İki ayak üzerinde durmak başın taşınma biçimini değiştirir

İnsan iki ayak üzerinde yürürken gövdesi büyük ölçüde dik konumdadır. Bu durum başın omurga üzerindeki yerleşimini ve boyun kaslarının çalışma koşullarını değiştirir.

Dört ayak üzerinde hareket eden birçok memelide baş gövdenin ön tarafına uzanır. İnsanda ise baş dik gövdenin üzerinde taşınır. Başın ağırlık merkezi üst servikal eklemlerin hareket ekseniyle tam olarak aynı noktada olmadığından yerçekimi belirli bir moment oluşturur; boyun kasları ve pasif bağ dokuları bu momenti dengelemeye katkı sağlar.

İnsan boynunun anlaşılabilmesi için omurların biçimiyle birlikte başın ağırlık merkezi, servikal eğrilik, torakal omurga ve gövdenin genel duruşu değerlendirilmelidir.

İnsan ve goril iskeletinde omurga, pelvis ve iki ayaklı duruş farklarını gösteren karşılaştırmalı anatomi
İnsan ve goril iskeletleri; omurga eğrilikleri, pelvis biçimi ve başın taşınma koşulları bakımından farklılaşır.

Foramen magnum: Baş omurganın neresine bağlanır?

Kafatasının tabanında, omuriliğin kafatası içindeki yapılarla devamlılık gösterdiği geniş açıklığa foramen magnum adı verilir. İnsanlarda bu açıklık, birçok dört ayaklı memeliye göre kafa tabanında daha aşağıda ve daha önde konumlanmıştır; böylece kafa, dik duruş sırasında servikal omurganın üzerine daha uygun biçimde yerleşebilir.

Karşılaştırmalı araştırmalar foramen magnumun konumu ile iki ayaklı hareket arasında ilişki bulunduğunu göstermektedir. Ancak bu konum kafatasının biçimi, yüz yapısı, beyin hacmi ve başka anatomik özelliklerle de ilişkilidir. Bu nedenle tek başına bu yapıya bakarak hareket biçimi hakkında kesin sonuç çıkarmak doğru değildir.

Foramen magnumun konumu, başın dik gövde üzerindeki yerleşimini açıklayan önemli göstergelerden biridir; ancak bütün evrimsel hikâyeyi tek başına anlatmaz.

Erken primatlardan modern insana servikal omurga, foramen magnum ve boyun hareketliliğinin evrimi
İki ayaklılığa geçiş, başın omurga üzerindeki konumunu ve servikal bölgenin mekanik görevlerini değiştirmiştir.

Yatay bakış: Boyun neden bütün omurgayla birlikte değerlendirilmelidir?

İnsan yürürken ve çevresini izlerken gözlerini çoğu zaman yatay düzleme yakın tutmaya çalışır. Başın konumu servikal omurga, torakal omurga, pelvis ve genel gövde dengesiyle birlikte belirlenir.

Torakal omurganın öne doğru eğriliği arttığında kişinin bakışını karşıya yöneltebilmesi için boynunu veya üst servikal bölgesini farklı biçimde kullanması gerekebilir. Güncel omurga dizilimi çalışmalarında boyun eğriliği, ilk torakal omurun eğimi ve yatay bakış arasındaki ilişki birlikte incelenmektedir.

Sağlıklı bireylerde yapılan araştırmalar, tek bir normal boyun eğriliği bulunmadığını ve farklı servikal dizilimlerin de normal işlevle birlikte görülebileceğini göstermektedir.

Servikal bölgenin gelişimi: Her boyun aynı biçimde kurulmaz

Omurlar nasıl oluşur?

Omurganın gelişimi embriyonik dönemde başlar. Gelişmekte olan sinir tüpünün iki yanında somit adı verilen segmental hücre kümeleri oluşur. Bu hücre gruplarının bir bölümü daha sonra omur gövdelerinin, omur arkuslarının ve ilişkili yapıların gelişimine katkı sağlar. Omurgayı oluşturacak hücrelere genel olarak sklerotom adı verilir.

Servikal omurga gelişimi üç aşamada ele alınabilir: segmentlerin oluşması, kıkırdak yapıların gelişmesi ve kemikleşmenin başlaması. Hamdy ve Uhthoff, segmentasyonun yaklaşık üçüncü ile altıncı haftalar arasında gerçekleştiğini; kıkırdaklaşmanın altıncı hafta civarında, kemikleşmenin ise yaklaşık onuncu ile on ikinci haftalarda başladığını belirtmektedir.

Bu zamanlar yaklaşık değerlerdir; boynun erişkin biçimi doğumdan önce başlayan ve çocukluk boyunca devam eden çok aşamalı bir süreçle oluşur.

Atlas ve aksis neden diğer boyun omurlarına benzemez?

Birinci servikal omur atlas, ikinci servikal omur aksis olarak adlandırılır. Atlas halka benzeri bir yapıya sahiptir ve tipik bir omur gövdesi bulunmaz. Aksis ise yukarı doğru uzanan dens, yani odontoid çıkıntıya sahiptir.

Dens, atlas ile aksis arasındaki rotasyon hareketinin merkezinde yer alır. Bu düzenleme sayesinde baş ve atlas, aksis üzerinde kontrollü biçimde dönebilir.

Dens, omur gövdesi, eklem yüzleri, transvers foramen ve spinöz çıkıntıyı gösteren aksis C2 anatomisi
Aksisin dens çıkıntısı, atlas ile birlikte baş rotasyonunun temel mekanik eksenini oluşturur.

Üst servikal bölge, yalnızca üst üste dizilmiş iki omurdan oluşmaz; başın taşınması ve döndürülmesi için özelleşmiş bir mekanik sistem oluşturur.

Dens: Küçük bir çıkıntı neden bu kadar önemlidir?

Dens, atlasın ön bölümünün arkasında yer alır ve atlas halkası içinde dönme ekseni gibi işlev görür. Doğru biçimde gelişmesi ve bağlarla desteklenmesi C1–C2 hareketinin güvenliği açısından önemlidir.

Densin gelişiminde birden fazla kemikleşme merkezi görev alır. Bazı kişilerde dens ile aksis gövdesi arasındaki ilişki alışılmışın dışında olabilir; bu varyasyonlardan biri os odontoideum olarak adlandırılır. Bazı kişilerde belirti görülmezken bazı durumlarda üst servikal stabilitenin ayrıca değerlendirilmesi gerekebilir.

Bir anatomik varyasyonun varlığı tek başına hastalık anlamına gelmez; önemli olan yapının hareket ve nörolojik güvenlik üzerindeki etkisidir.

Servikal kaburga ve segment birleşmeleri: Her boyun aynı değildir

Boyun ile torakal bölge arasındaki geçişte bazı bireylerde servikal kaburga bulunabilir. Bu yapı genellikle yedinci servikal omurla ilişkilidir ve herkeste yakınma oluşturmaz; ancak çevresindeki sinirler veya damarlarla ilişkisi nedeniyle bazı durumlarda klinik değerlendirme gerekebilir.

İki servikal omur doğumsal olarak birleştiğinde ilgili segmentte hareket azalırken komşu segmentlerin üstlendiği hareket miktarı değişebilir. Atlasın kafa tabanıyla kısmen birleşmesi de üst servikal hareket düzenini etkileyebilir.

Boyun omuru sayısı çoğu kişide aynı olsa da hareketin hangi seviyelerde toplandığı ve yükün nasıl paylaşıldığı kişiden kişiye değişebilir.

Servikal bölgenin kinezyolojisi: Boyun nasıl hareket eder ve yük taşır?

En küçük işlevsel yapı: Servikal hareket segmenti

Alt servikal bölgede en küçük işlevsel birim, iki komşu omur ve aralarındaki yapılardan oluşan hareket segmentidir.

  • İki omur gövdesi.
  • Aradaki intervertebral disk.
  • Sağ ve sol faset eklemler.
  • Unsinat çıkıntılar ve unkovertebral bölgeler.
  • Eklem kapsülleri ve ligamentler.
  • Sinir köklerinin geçtiği foramenler.
  • Segmenti kontrol eden kaslar.

Disk ve iki faset eklem birlikte bir üç eklemli kompleks olarak düşünülebilir. Ancak servikal omurgada unkovertebral yapıların ve sinir köklerinin geçtiği açıklıkların da özel önemi vardır. Disk, fasetler, bağlar, kaslar ve unkovertebral bölgeler aynı hareketin farklı bileşenlerini birlikte düzenler. Bogduk ve Mercer, 2000

Servikal bölge neden üst ve alt bölüm olarak ayrılır?

Üst servikal bölge, kafatası, atlas ve aksis arasındaki ilişkileri, yani C0–C1 ve C1–C2 segmentlerini içerir. Alt servikal bölge ise C2–C3 seviyesinden servikotorasik geçişe uzanan hareket segmentlerini kapsar.

C1-C7 omurları, servikal lordoz, diskler, faset eklemler ve vertebral arter kanalını gösteren servikal omurga anatomisi
Servikal omurga, atlas ve aksisten alt servikal segmentlere kadar farklılaşan kemik ve eklem yapılarından oluşur.

Üst servikal bölgede anatomik düzen, disk yapısı, bağ ilişkileri ve rotasyon kapasitesi alt servikal segmentlerden farklıdır. C0–C1 ve C1–C2 arasında alt servikal bölgedeki gibi tipik bir intervertebral disk bulunmaz; özel eklem yüzeyleri, bağlar ve kaslar hareketin kontrolünü sağlar.

C0–C1: Başın küçük ama önemli hareketleri

C0–C1, kafatası ile atlas arasındaki eklemdir. Oksipital kondiller atlasın üst eklem yüzeyleriyle temas eder ve başın öne-arkaya küçük hareketlerine katkı sağlar. Bu hareket bazen “evet hareketi” olarak anlatılır; ancak C0–C1 yalnızca basit bir menteşe değildir.

Eklem yüzeylerinin biçimi, bağların gerilimi ve atlasın aksisle ilişkisi nedeniyle hareket üç boyutlu gerçekleşir. C0–C1 daha küçük miktarlarda yan eğilme ve rotasyona da katkı sağlayabilir. Bu seviyedeki hareket kısıtlandığında C1–C2 segmentinin rotasyon davranışı da değişebilir.

Üst servikal bölgeyi birbirinden tamamen bağımsız iki eklem yerine birlikte çalışan bir işlevsel sistem olarak değerlendirmek daha doğrudur.

C1–C2: Boyun rotasyonunun merkezlerinden biri

C1–C2 segmentinde atlas, aksisin dens çıkıntısı etrafında hareket eder. Sağ ve sol atlantoaksiyal eklemler de bu hareketi destekler. Üç boyutlu görüntüleme kullanılan bir araştırmada sağlıklı bireylerde:

  • Toplam servikal rotasyon yaklaşık 69,7°.
  • Üst servikal bölgenin rotasyonu yaklaşık 44,0°.
  • C1–C2 segmentinin rotasyonu yaklaşık 37,9°.

Aynı araştırmada C1–C2 incelenen hareket sırasında toplam servikal rotasyonun yaklaşık yüzde 54’üne katkı sağlamıştır. Ancak bu oran herkes için değişmez bir kural değildir; örneklem, ölçüm yöntemi, başlangıç pozisyonu ve hareketin aktif veya pasif olması sonuçları etkileyebilir.

C1–C2, boyun rotasyonunun önemli bir bölümünü sağlar; ancak katkı miktarı kişiye ve ölçüm koşullarına göre değişir. Kang ve arkadaşları, 2019

Transvers ligament: Hareketin güvenlik sınırı

C1–C2 hareketinin güvenli gerçekleşmesi için densin atlasla ilişkisi korunmalıdır. Transvers ligament, atlas halkasının arkasında uzanır ve densin atlasın ön arkusuna yakın konumda kalmasına katkı sağlar.

Bu yapı yalnızca hareketi sınırlandırmaz; omuriliğin bulunduğu alanın korunması açısından da önemlidir. Bununla birlikte üst servikal stabilite tek bir bağa bağlı değildir: alar ligamentler, eklem kapsülleri, tektoryal membran ve çevredeki kaslar birlikte görev alır.

Alar ligamentler: Rotasyon neden sınırsız değildir?

Alar ligamentler, dens ile kafa tabanı arasında uzanır. Başın rotasyonu ve yan eğilmesi sırasında gerilimleri değişir; üst servikal bölgede hareketin aşırılaşmasını sınırlayan yapılar arasında değerlendirilirler.

Ancak davranışları basit bir “sağa dönünce yalnızca sol bağ gerilir” şemasıyla açıklanamaz. Bağların yönü, başın başlangıç pozisyonu, eşlik eden yan eğilme ve bireysel anatomik farklılıklar mekanik davranışı etkiler.

Vertebral arter: Hareketli bir bölgede önemli bir damar yolu

Vertebral arterler boyun boyunca ilerleyerek kafa tabanına ulaşır ve beynin arka dolaşımına katkı sağlar. Servikal omurların transvers çıkıntılarındaki açıklıklarla yakın ilişki içinde seyreder; özellikle üst servikal bölgede yön değiştirerek atlas çevresinden kafa tabanına ulaşırlar.

Bu anatomik düzen boyun hareketi ile damar yapıları arasındaki yakın ilişkiyi gösterir. Ancak bundan “başını çeviren herkes damarını sıkıştırır” sonucu çıkarılamaz. Normal boyun hareketleri sağlıklı bireylerde fizyolojiktir; damar ilişkili sorunlar öykü, risk faktörleri ve belirtiler üzerinden ayrıca değerlendirilmelidir.

Servikal lordoz: Boynun doğal eğriliği ne işe yarar?

Servikal omurganın yandan bakıldığında öne doğru gösterdiği eğrilik servikal lordoz olarak adlandırılır. Başın dengelenmesine, yüklerin paylaşılmasına, torakal eğrilikle uyuma ve yatay bakışın sürdürülmesine katkı sağlar.

Her sağlıklı boynun aynı lordoz açısına sahip olması beklenmez. Ağrısı olmayan kişilerde servikal lordoz ve T1 eğimi bakımından farklı normal dizilim grupları tanımlanmıştır.

Bu nedenle görüntüleme raporunda “servikal lordozda düzleşme” ifadesinin bulunması tek başına ciddi bir sorun veya ağrının kesin nedeni anlamına gelmez. Boynun duruşu çekim pozisyonundan, kas aktivitesinden, genel omurga diziliminden ve bireysel anatomiden etkilenebilir.

T1 eğimi: Boyun hangi zeminin üzerinde durur?

Boyun ilk torakal omurun üzerine yerleşir. T1 eğimi, bu omurun üst yüzeyi ile yatay düzlem arasındaki açıyı ifade eder.

Boynun üzerine yerleştiği tabanın eğimi değiştikçe servikal omurganın başı dengede tutmak için kullanacağı eğrilik de değişebilir.

Tıpkı bel bölgesindeki pelvik insidans ile lomber lordoz ilişkisinde olduğu gibi, boyunda da altındaki yapının geometrisi üst segmentlerin çalışma koşullarını etkiler. Boyun duruşunu yalnızca C2–C7 arasındaki açıyla değerlendirmek yeterli değildir; üst torakal bölge ve yatay bakış da dikkate alınmalıdır.

Disklerin görevi yalnızca yastıklama değildir

Servikal disklerin merkezindeki yapı nucleus pulposus, çevresindeki lifli yapı annulus fibrosus olarak adlandırılır. Bu yapılar omurlar arasında yük aktarır, hareket sırasında basıncı dağıtır, segment yüksekliğinin korunmasına ve sinir köklerinin geçtiği açıklıkların geometrisine katkıda bulunur.

Disk yüksekliğindeki değişiklik yalnızca diski etkilemez: faset eklemlerin temas biçimi değişebilir, unkovertebral bölgelerde yüklenme artabilir ve foramenin boyutları farklılaşabilir. Servikal disk dejenerasyonu, bütün hareket segmentinin yük paylaşımının yeniden düzenlenmesi olarak değerlendirilmelidir.

Faset eklemler: Boyun hareketinin yönünü belirleyen yapılar

Servikal fasetler fleksiyon ve ekstansiyona rehberlik eder, rotasyon ve yan eğilmenin birlikte gerçekleşmesine katkı sağlar, segmentler arası kaymanın kontrolüne katılır ve disk yüksekliği değiştiğinde farklı mekanik taleplerle karşılaşabilir.

Boyun geriye hareket ettiğinde posterior eklem yüzeylerinin ilişkisi değişir; disk yük paylaşımı farklılaşırken fasetler sisteme daha fazla katılabilir. Faset kapsülleri duyusal sinirler içerdiği için bazı durumlarda ağrı kaynağı olabilir. Ancak görüntülemede faset dejenerasyonu görülmesi tek başına ağrının kesin nedeni değildir.

Unkovertebral eklemler: Boyun omurgasına özgü önemli bir ayrıntı

Alt servikal omurların üst yüzeylerinin yan taraflarında unsinat çıkıntılar bulunur. Bu çıkıntılar ile üstteki omur arasındaki bölge unkovertebral eklem veya Luschka eklemi olarak adlandırılır.

Unkovertebral bölgeler segment hareketine rehberlik edebilir, yanlara doğru aşırı hareketin kontrolüne katkıda bulunabilir, diskle yakın ilişki gösterir ve sinir kökünün geçtiği foramenin ön tarafına komşudur.

Bu yakınlık nedeniyle oluşan kemik çıkıntıları bazı bireylerde sinir kökünün geçtiği alanı daraltabilir. Kola yayılan yakınmalarda yalnızca disk fıtığına bakmak yeterli değildir; fasetler, unkovertebral yapılar ve foraminal alan birlikte değerlendirilmelidir.

İntervertebral foramen: Sinir kökü hangi açıklıktan geçer?

Boyundan çıkan sinir kökleri komşu omurlar arasındaki intervertebral foramen adı verilen açıklıklardan geçer. Bu açıklığın sınırlarını disk, omur gövdesi, faset eklem ve çevredeki kemik yapılar birlikte oluşturur.

Disk yüksekliğinin azalması, unkovertebral osteofit gelişmesi, faset değişiklikleri ve boynun belirli yönlerde hareket etmesi sinir kökünün çevresindeki alanı etkileyebilir. Ancak anatomik daralma ile yakınma arasındaki ilişki her zaman birebir değildir.

Fleksiyon ve ekstansiyon: Boyun öne ve arkaya nasıl hareket eder?

Öne eğilme sırasında servikal lordoz azalabilir; omur gövdeleri konum değiştirir, posterior bağlar ve faset kapsülleri gerilebilir, arka kaslar hareketi kontrollü biçimde yavaşlatabilir.

Arkaya hareket sırasında lordoz artabilir; posterior eklem yüzeyleri birbirine yaklaşabilir, fasetlerin yük paylaşımına katkısı artabilir ve foraminal alanlarda geçici geometrik değişiklikler oluşabilir.

Hareket miktarı yaşa, bireysel anatomiye, torakal bölgenin hareketliliğine ve ağrı varlığına göre değişir. Hareket açıklığı kadar, hareketin hangi bölgelerde ve nasıl paylaşıldığı da önemlidir.

Rotasyon ve yan eğilme: Boyun neden tek düzlemde hareket etmez?

Bir servikal segment dönerken küçük miktarlarda yan eğilme, öne-arkaya hareket veya yer değiştirme de görülebilir. Bu durum kombine hareket olarak tanımlanır.

Üç boyutlu görüntüleme araştırmalarında belirli koşullarda üst servikal rotasyona karşı yönde yan eğilme eşlik edebilirken alt servikal segmentlerde rotasyon ile yan eğilme aynı yönde gerçekleşebilir. Ancak bu ilişki bütün kişiler ve başlangıç pozisyonları için değişmez değildir.

Faset yönelimi, segment seviyesi, yaş, kas aktivitesi ve hareket stratejisi sonuçları etkiler. Servikal omurga üç boyutlu hareket eden bir sistemdir.

Başın öne gitmesi: Yük neden değişir?

Boyun kaslarının çalışma miktarını belirleyen tek şey başın ağırlığı değildir; başın ağırlık merkezi ile servikal eklemlerin hareket ekseni arasındaki mesafe de önemlidir.

Moment = Kuvvet × Moment kolu

Baş öne taşındığında moment kolu uzayabilir. Bunun sonucunda arka boyun kaslarının başı dengede tutmak için daha fazla karşı kuvvet üretmesi gerekebilir. Ancak başın gerçek ağırlığı değişmez.

İnternette görülen “başınız telefon kullanırken 27 kilogram olur” gibi ifadeler, belirli varsayımlarla oluşturulmuş mekanik modellerin basitleştirilmiş yorumlarıdır.

Başın konumu değiştiğinde boyun kaslarının karşılamak zorunda olduğu mekanik moment değişebilir. Öne eğilmek tek başına zararlı değildir; sorun bazı kişilerde aynı pozisyonun uzun sürmesi, hareket çeşitliliğinin azalması ve dokuların yüklenmeye uyum sağlayamamasıyla ilişkilidir.

Uzun süre aynı pozisyonda kalmak neden rahatsızlık oluşturabilir?

Bilgisayara bakarken veya telefonda uzun süre aynı pozisyonda kaldığımızda bazı kaslar düşük düzeyde ama sürekli aktif olabilir. Bu durum dinlenme aralıklarını azaltabilir, yerel yorgunluğu artırabilir, hareket çeşitliliğini sınırlayabilir ve boyun–omuz yük paylaşımını değiştirebilir.

Ancak tek bir kötü duruş tanımlamak doğru değildir. Boyun öne eğilebilir, dönebilir ve farklı pozisyonlara girebilir. Önemli olan süre, fiziksel kapasite, görev çeşitliliği ve gün içindeki toplam yüklenmedir.

En iyi pozisyon, herkes için aynı olan tek bir pozisyon değil; değiştirilebilen ve sürdürülebilir pozisyondur.

Kaslar: Hareket üretmek kadar hareketi yönetmek de önemlidir

Derin servikal fleksörler: Boynun ön tarafındaki kontrol sistemi

Longus colli ve longus capitis, omurlar ve kafa tabanı boyunca uzanarak baş ile boynun küçük hareketlerinin kontrolüne katkı sağlar. Görevleri yalnızca boynu öne eğmek değildir; düşük kuvvet gerektiren postüral görevlerde ve segmental kontrolde önem kazanırlar.

Boyun ağrısı olan bireylerde kranioservikal fleksiyon testi sırasında derin fleksörlerin elektromiyografik aktivitesinin sağlıklı bireylere göre daha düşük olduğu bildirilmiştir. Ancak bütün boyun ağrılarının nedeninin derin kas zayıflığı olduğu söylenemez: ağrı kas aktivitesini değiştirebilir, değişen aktivite de hareket stratejisini etkileyebilir.

Sternokleidomastoid: Güçlü ama her işi üstlenmesi gerekmeyen bir kas

Sternokleidomastoid, mastoid bölgeden sternum ve klavikulaya uzanır. Tek taraflı çalıştığında başın rotasyonuna ve yan eğilmesine katkıda bulunur; iki taraflı çalıştığında baş-boyun pozisyonuna bağlı olarak fleksiyon veya üst servikal ekstansiyonla ilişkili görevler üstlenebilir. Ayrıca yardımcı solunum kası olarak çalışabilir.

Derin servikal kasların görev dağılımı değiştiğinde veya baş uzun süre belirli konumda tutulduğunda bu kas daha fazla mekanik taleple karşılaşabilir. Bazı kişilerde kas kaynaklı ağrı başın yan tarafında, kulak çevresinde veya yüzde hissedilebilir; ancak bütün baş ve yüz ağrıları sternokleidomastoide bağlanamaz.

Suboksipital kaslar: Küçük kaslar, hassas görevler

Kafatasının hemen altında bulunan suboksipital kas grubunda rectus capitis posterior major, rectus capitis posterior minor, obliquus capitis superior ve obliquus capitis inferior yer alır.

Bu kaslar başın küçük ekstansiyon ve rotasyon hareketlerine katkı sağlar. Bunun yanında kas iğcikleri aracılığıyla kasın uzunluğu ve hareketi hakkında sinir sistemine bilgi taşırlar. Bu nedenle başın konumunun algılanması ve göz–baş koordinasyonu açısından da önemlidirler.

Başın sürekli önde tutulduğu bazı hareket stratejilerinde gözlerin karşıya yönelmesi için üst servikal bölge daha fazla ekstansiyonda kalabilir; bu durum suboksipital kasların çalışma biçimini değiştirebilir. Hassasiyet görülmesi mutlaka kasın kalıcı biçimde bozulduğu anlamına gelmez.

Kaslar ile dura arasındaki bağlantı: Miyodural köprü

Üst servikal bölgede bazı suboksipital kaslar ile omuriliği çevreleyen zarlar arasında bağ dokusu bağlantıları tarif edilmiştir. Miyodural köprü, kaslar ve bağ dokuları ile servikal dura arasında anatomik devamlılık olabileceğini gösterir.

Bu ilişki üst servikal bölgenin kemik ve eklem düzeyiyle sınırlı olmadığını düşündürür. Ancak anatomik bağlantının bulunması her baş ağrısının veya boyun yakınmasının bu yapıdan kaynaklandığını göstermez; klinik etkilerine ilişkin araştırmalar sürmektedir.

Skalen kaslar: Boyun ve solunum arasındaki ilişki

Skalen kaslar servikal omurlar ile üst kaburgalar arasında uzanır. Boynun yan eğilmesine, segmentlerin kontrolüne ve solunum sırasında üst kaburgaların hareketine katkı sağlayabilirler.

Solunum talebi arttığında veya kişi daha çok üst göğüs bölgesini kullanarak nefes aldığında skalenlerin çalışma biçimi değişebilir. Bu, boyun ile göğüs kafesi ilişkisinin yalnızca postüral değil, solunumla da bağlantılı olduğunu gösterir; ancak her boyun ağrısı solunum bozukluğuna bağlanamaz.

Levator scapulae: Boyun ile skapula arasındaki doğrudan bağlantı

Levator scapulae, üst servikal omurlar ile skapulanın üst bölümünü birbirine bağlar. Skapula sabitken servikal hareketlere katkıda bulunabilir; boyun daha sabitken skapulanın hareketini etkileyebilir.

Uzun süre masa başında çalışma, omuz kuşağının sürekli yükseltilmesi veya tek taraflı yük taşıma bu kasın mekanik taleplerini değiştirebilir. Boynun yan tarafında veya kürek kemiğinin üst-iç köşesinde hissedilen yakınmalarda skapulanın hareketi, torakal omurga ve servikal yük paylaşımı birlikte düşünülmelidir.

Trapez: Boyun ağrısında neden sık gündeme gelir?

Trapez kafatası, servikal ve torakal omurga ile skapula arasında geniş bağlantı oluşturur. Üst, orta ve alt lifleri farklı yönlerde uzanır; skapulanın yukarı rotasyonuna, üst ekstremitenin kaldırılmasına ve omuz kuşağının gövde üzerindeki kontrolüne katkı sağlar.

Bilgisayar kullanırken, omuzlar sabit tutulurken veya kollar desteklenmeden çalışırken trapez farklı taleplerle karşılaşabilir. Gerginlik her zaman kasın kısaldığını göstermez; uzun süreli aktivite, değişmeyen pozisyon, yorgunluk ve omuz kuşağının yük paylaşımı da değerlendirilmelidir.

Pectoralis minor: Boyun kası olmadan boynu etkileyebilir mi?

Pectoralis minor, kaburgalardan skapulanın korakoid çıkıntısına uzanır; doğrudan servikal omurlara bağlanmaz. Ancak skapulanın göğüs kafesi üzerindeki konumunu etkileyerek trapez, levator scapulae ve diğer omuz kuşağı kaslarının çalışma koşullarını değiştirebilir.

Bu ilişki masa başında uzun süre çalışma, kolların önde kullanılması ve göğüs kafesi hareketlerinin azalması gibi durumlarda önem kazanabilir. Ancak pectoralis minorun her zaman kısalmış olduğu veya bütün boyun ağrılarının bu kası gevşeterek çözülebileceği söylenemez.

Kasların görevi: Güçten çok görev paylaşımı

Boyun stabilitesi yalnızca güçlü kaslara sahip olmak değildir. Hangi kasın hangi görevde çalıştığı, aktivitenin süresi, kuvvetin segmentlere dağılımı, baş ve skapulanın koordinasyonu ile hareket çeşitliliği önemlidir.

Derin servikal kas egzersizlerini inceleyen sistematik derleme, bu egzersizlerin kas koordinasyonu gibi bazı özellikleri iyileştirebildiğini; ancak bütün performans bileşenlerini tek başına düzeltmediğini göstermiştir. Boyun için tek bir doğru kas veya sihirli egzersiz yoktur; hareket kontrolü, kuvvet, dayanıklılık ve günlük yüklenme birlikte değerlendirilmelidir.

Boyun, omuz kuşağı ve torakal omurga birlikte çalışır

Skapula neden boyun bölgesini etkiler?

Skapula göğüs kafesinin üzerinde hareket eden bir kemiktir. Trapez ve levator scapulae gibi kaslar servikal bölge ile skapula arasında bağlantı oluşturduğundan skapulanın hareketi değiştiğinde boyun kaslarının görev paylaşımı da değişebilir.

2025 tarihli bir sistematik derleme kronik boyun ağrısı ile skapular hareket bozuklukları arasında ilişki bildirmiş; ancak kanıt kalitesinin çok düşük olduğunu özellikle vurgulamıştır.

Boyun ağrısı olan kişilerde skapular hareketlerin değerlendirilmesi anlamlı olabilir; ancak skapulanın konumuna bakarak ağrının nedenini kesin olarak belirlemek mümkün değildir.

Servikotorasik geçiş: Hareketli boyun daha stabil gövdeye nasıl bağlanır?

C7–T1, servikal omurga ile torakal omurga arasındaki geçiştir. Bu bölgede omur biçimi ve eklem yüzeylerinin yönelimi değişir; göğüs kafesinin desteği, omuz kuşağı kaslarının bağlantıları ve baş-boyun yüklerinin gövdeye aktarılması önem kazanır.

Üst torakal hareket azaldığında bazı kişiler çevreye bakmak veya dik durmak için boyunlarını daha fazla kullanabilir. Ancak sonuçlar herkes için aynı değildir. Servikotorasik geçişin önemi boynun bağımsız bir yapı olmamasından kaynaklanır: boyun, göğüs kafesi ve omuz kuşağı birlikte çalışan bir sistemdir.

Boynun duyusal görevi: Başın nerede olduğunu nasıl anlarız?

Propriosepsiyon: Boynun kendi konumunu algılaması

Gözlerimizi kapattığımızda bile başımızın sağa dönüp dönmediğini veya başlangıç pozisyonuna dönüp dönmediğini anlayabiliriz. Bu yetenek propriosepsiyon, yani vücudun kendi konumu ve hareketi hakkında sinir sistemine bilgi sağlamasıyla ilişkilidir.

Boyunda bilgiler kas iğciklerinden, eklem kapsüllerindeki duyusal yapılardan, bağlardan ve başka mekanik algılayıcılardan gelir. Özellikle derin servikal ve suboksipital kaslar başın küçük hareketleri hakkında önemli bilgiler sağlayabilir. Bu veriler görme ve vestibüler sistemle birleştirilerek bakış ve denge korunur.

Gözler, iç kulak ve boyun neden birlikte çalışır?

Vestibüler sistem başın hareketi hakkında bilgi verir; gözler çevredeki hedefleri izler; servikal proprioseptif sistem başın gövdeye göre konumunu bildirir. Bu sistemler arasındaki uyum değiştiğinde bazı bireylerde baş hareketlerinde güvensizlik, pozisyon algısında zorlanma, denge hissinde değişiklik ve göz–baş koordinasyonunda güçlük görülebilir.

Baş dönmesinin birçok nedeni vardır. İç kulak hastalıkları, nörolojik sorunlar, dolaşımla ilişkili durumlar ve başka nedenler ayrıca değerlendirilmelidir. Boyunla ilişkili duyusal değişikliklerden söz etmek, her baş dönmesini boyna bağlamak anlamına gelmez.

Boyun ağrısı propriosepsiyonu etkileyebilir mi?

Servikal spondilozlu bireyler ile sağlıklı kişiler üzerinde yapılan araştırmada, spondiloz grubunda baş pozisyon hataları yaklaşık 6,27°–8,28°, kontrol grubunda 2,36°–4,48° arasında bulunmuştur. Ağrı şiddeti arttıkça pozisyon hatasının da artabildiği bildirilmiştir.

Ancak bu araştırmalar nedenselliği tek başına kanıtlamaz. Yine de boyun sorunları yalnızca hareket açıklığı veya kas kuvveti üzerinden değil, başın konumunu algılama becerisi üzerinden de değerlendirilmelidir.

Boyun neden baş ağrısı oluşturabilir?

Ağrının hissedildiği yer, kaynağın bulunduğu yer olmayabilir

Bir dokudan kaynaklanan ağrı her zaman yalnızca o dokunun bulunduğu bölgede hissedilmez. Başka bir alanda algılanmasına yansıyan ağrı adı verilir. Üst servikal eklemler, kaslar ve bağ dokuları başın farklı bölgelerinde hissedilen ağrıyla ilişkili olabilir.

Ancak bütün baş ağrıları boyundan kaynaklanmaz; migren, gerilim tipi baş ağrısı ve başka nedenler ayrı klinik durumlar olarak değerlendirilmelidir.

Trigeminosevikal kompleks: Boyun ağrısı neden başta hissedilir?

Üst servikal bölgeden gelen duyusal sinyaller ile yüz ve baş bölgesinden gelen bazı sinyaller merkezi sinir sisteminde birbirine yakın alanlarda işlenir. Bu ilişki trigeminosevikal kompleks üzerinden açıklanır.

Boyundaki yapıdan gelen duyusal bilgi → merkezi sinir sisteminde baş bölgesiyle ilişkili sinyallerle yakın işlenme → ağrının başta hissedilmesi.

Bu mekanizma servikojenik baş ağrısının anatomik temelini açıklamada kullanılır. Ancak tek başına anatomik ilişkinin varlığı belirli bir baş ağrısının kesinlikle servikal kaynaklı olduğunu göstermez.

C2–C3 faset eklemi ve üçüncü oksipital sinir

C2–C3 faset ekleminin duyusal bağlantılarından biri üçüncü oksipital sinir ile ilişkilidir. Whiplash sonrası kronik boyun ve baş ağrısı olan bireylerde yapılan kontrollü tanısal blok araştırmasında üçüncü oksipital sinirle ilişkili baş ağrısı, 100 hastanın yaklaşık yüzde 27’sinde, baş ağrısı baskın yakınma olan alt grupta yaklaşık yüzde 53’ünde saptanmıştır.

Bu oranlar genel nüfusa genellenemez; araştırma travma sonrası yakınmaları olan belirli bir grupta yapılmıştır. Ayrıca öykü ve muayene bulguları tek başına ağrının kesin kaynağını belirlemek için her zaman yeterli olmamıştır.

Suboksipital kaslar, sternokleidomastoid ve trapez baş ağrısıyla ilişkili olabilir mi?

Suboksipital bölgedeki hassasiyet başın arka kısmındaki yakınmalarla; sternokleidomastoid kulak çevresi, başın yan tarafı veya yüz bölgesinde hissedilen yakınmalarla; üst trapez boyun ile baş arasındaki bölgeye yayılan ağrıyla birlikte değerlendirilebilir.

Ancak bu ilişkiler otomatik tanı anlamına gelmez. Baş ağrısının yeri, boyun hareketleriyle ilişkisi, eşlik eden belirtiler ve nörolojik değerlendirme birlikte ele alınmalıdır. Yeni başlayan, alışılmışın dışında, giderek artan veya nörolojik belirtilerle birlikte görülen baş ağrılarında tıbbi değerlendirme önemlidir.

Kola yayılan ağrı: Her zaman boyun fıtığı mı?

Servikal radiküler ağrı nedir?

Bir servikal sinir kökü çevresinde mekanik etkilenme veya inflamasyon geliştiğinde boyundan kola doğru yayılan radiküler ağrı ortaya çıkabilir. Ağrı yanıcı, keskin veya elektriklenme benzeri hissedilebilir.

Ancak bu yakınmalar yalnızca disk fıtığı nedeniyle oluşmaz; foraminal daralma, unkovertebral osteofitler, faset değişiklikleri ve inflamatuvar süreçler de etkili olabilir.

Radikülopati ile radiküler ağrı aynı şey değildir

Radiküler ağrı sinir köküyle ilişkili ağrı yakınmasını ifade eder. Radikülopati ise kuvvet kaybı, duyu değişikliği, refleks azalması veya nörolojik performans değişikliği gibi sinir kökü işlev bozukluğunu düşündüren bulgularla ilişkilidir.

Bir kişide kola yayılan ağrı bulunabilir ancak belirgin kuvvet veya refleks kaybı olmayabilir. Tersine, ağrı fazla belirgin olmadan nörolojik işlev değişiklikleri görülebilir. Bu ayrım yalnızca MR sonucuna bakarak tanı koymanın neden yeterli olmadığını gösterir.

Yansıyan ağrı: Kola yayılan her ağrı sinir sıkışması değildir

Faset eklemler, diskler ve kaslar da omuz veya kola yayılan ağrıya neden olabilir; ağrı mutlaka sinir kökünün doğrudan sıkışmasından kaynaklanmaz. Faset kaynaklı yakınma omuz çevresinde, levator scapulae veya trapezle ilişkili sorun kürek kemiği çevresinde algılanabilir.

“Kola ağrı vuruyorsa kesin boyun fıtığı vardır” ifadesi doğru değildir. Ağrının dağılımı, nörolojik muayene, hareketle ilişkisi ve gerektiğinde görüntüleme birlikte değerlendirilmelidir.

C5–C6 ve C6–C7 neden sık konuşulur?

C5–C6 ve C6–C7 seviyelerinde başın mekanik talepleri, disk hareketi, faset yüklenmesi, unkovertebral etkiler, foraminal alanlar ve servikotorasik geçişe yakınlık bir araya gelir. Bu nedenle dejeneratif disk değişiklikleri, foraminal daralma ve sinir kökü yakınmaları bu seviyelerde daha sık gündeme gelebilir.

Ancak bu segmentler güçsüz veya hatalı değildir. Tıpkı beldeki L4–L5 ve L5–S1 gibi alt servikal segmentler de hareket ve yük aktarımının yoğun biçimde birleştiği alanlardır.

Görüntüleme bulguları neden her zaman ağrıyı açıklamaz?

Ağrısı olmayan kişilerde de boyun fıtığı ve dejenerasyon görülebilir

Matsumoto ve arkadaşları, hiçbir boyun yakınması bulunmayan 497 kişide servikal MR görüntülerini incelemiştir. Disk değişiklikleri yaş ilerledikçe artmış, yirmili yaşlardaki kişilerde bile bazı dejenerasyon bulguları saptanmış, altmış yaş üzerinde değişiklikler çok daha yaygın bulunmuştur.

Bazı kişilerde disk taşması veya foraminal daralma görülmesine rağmen klinik yakınma bulunmamıştır.

MR’da görülen bir değişiklik, ancak kişinin şikâyetleri ve muayene bulgularıyla uyumluysa klinik anlam kazanır.

Dejenerasyon her zaman hastalık değildir

Disklerin su içeriği, yüksekliği ve dokusal özellikleri zaman içinde değişebilir; fasetlerde veya unkovertebral bölgelerde kemiksel değişiklikler görülebilir. Bunlar bazı kişilerde yakınmalarla birlikte ortaya çıkarken bazılarında günlük yaşamı etkilemez.

Dejenerasyon kelimesi otomatik olarak “omurga bozuldu” anlamına gelmez. Yakınmaların niteliği, nörolojik bulgular, hareket kapasitesi, günlük yaşama etkiler ve görüntüleme ile klinik tablo arasındaki uyum birlikte değerlendirilmelidir.

Omurilik etkilenmesi ayrı değerlendirilmelidir

Boyundaki omurilik kollara ve bacaklara giden sinir yollarını içerir. Ellerde belirgin beceri kaybı, düğme ilikleme gibi ince işlerde zorlanma, artan yürüme veya denge sorunları, kollarda ya da bacaklarda ilerleyici kuvvet kaybı ve belirgin nörolojik değişiklikler kapsamlı tıbbi değerlendirme gerektirir.

Bu belirtiler yalnızca kas gerginliği veya basit duruş sorunu olarak yorumlanmamalıdır.

Servikal bölgede görülen sorunlar bu mekanikle nasıl ilişkilidir?

Disk dejenerasyonu: Disk yüksekliği ve dokusal özellikler değişebilir; fasetlerin, unkovertebral bölgelerin ve foraminal açıklığın mekanik ilişkisi farklılaşabilir. Ancak görüntüleme bulguları tek başına ağrı anlamına gelmez.

Servikal disk hernisi: Disk materyali normal sınırlarının dışına taşabilir. Klinik önem, taşmanın büyüklüğünden çok kişinin yakınmaları, sinir kökü ilişkisi ve muayene bulgularıyla değerlendirilmelidir.

Foraminal daralma: Sinir kökünün geçtiği açıklık disk yüksekliğinde azalma, faset değişiklikleri veya unkovertebral osteofitler nedeniyle daralabilir; anatomik daralma her zaman nörolojik yakınma oluşturmaz.

Faset eklem kaynaklı ağrı: Eklem kapsülleri ve faset yüzeyleri bazı bireylerde boyun, omuz veya baş bölgesinde hissedilen yakınmalara katkı sağlayabilir.

Servikojenik baş ağrısı: Üst servikal eklemler, bağlar veya kaslarla ilişkili bilgiler trigeminosevikal bağlantılar nedeniyle başta algılanabilir; bütün baş ağrıları bu mekanizmayla açıklanamaz.

Kas kaynaklı yansıyan ağrı: Suboksipital kaslar, sternokleidomastoid, trapez veya levator scapulae ile ilişkili yakınmalar farklı alanlarda hissedilebilir.

Hareket kontrolü sorunları: Derin ve yüzeyel kasların görev paylaşımı değişebilir; bu durum her zaman yapısal hasar olduğu anlamına gelmez.

Proprioseptif değişiklikler: Bazı bireylerde başın konumunu algılama, göz–baş koordinasyonu veya dengeyle ilgili değişiklikler görülebilir.

Servikotorasik ve skapular etkiler: Üst torakal omurga, göğüs kafesi ve skapulanın hareket biçimi boyun kaslarının yüklenmesini etkileyebilir; ancak tek bir duruş görüntüsünden kesin neden-sonuç ilişkisi kurulamaz.

Boyun ağrısını anlamak için yalnızca “hangi diskte fıtık var?” diye sormak yeterli değildir. Başın konumu, eklem hareketleri, kasların görev paylaşımı, torakal omurga, skapula, duyusal kontrol ve günlük yüklenme birlikte değerlendirilmelidir.

Sonuç

İnsan boynunun özelliği yalnızca yedi servikal omura sahip olması veya başın sağa ve sola dönebilmesi değildir. Asıl özellik; hareketli bir servikal omurganın başı taşıması, gözlerin yönünü düzenlemesi, omuriliği koruması ve gövdeyle sürekli bilgi alışverişi içinde çalışabilmesidir.

Bu sistem başın ağırlığını taşır, bakışın yönünü değiştirir, üst servikal bölgede hassas hareketler üretir, alt servikal segmentlerde yük paylaşımını düzenler, omuz kuşağı ve torakal omurgayla birlikte çalışır, başın konumu hakkında duyusal bilgi sağlar ve günlük yaşamın değişen mekanik taleplerine uyum gösterir.

Boyun yakınmalarını anlamak için yalnızca bir MR görüntüsüne, tek bir kasın gerginliğine veya bir duruş fotoğrafına bakmak yeterli değildir. Evrimsel özellikler, gelişimsel yapı, üst ve alt segmentlerin farklı görevleri, kas kontrolü, duyusal sistemler ve anatomik değişkenlik birlikte değerlendirilmelidir.

İnsan boynu, kırılgan veya kusurlu bir yapı değil; hareketlilik, baş kontrolü, duyusal algı ve nörolojik koruma arasında kurulmuş karmaşık bir biyomekanik uzlaşmadır.

Boyun kaynaklı belirtiler yalnızca boyunda hissedilmeyebilir. Omuz, kürek kemiği, kol veya elde algılanan yakınmaların değerlendirilmesinde yansıyan ağrı ile radiküler ağrı arasındaki ayrım önemlidir.

Başlıca kaynaklar

  1. Carstens MH. The Neck: Development and Evolution. In: The Embryologic Basis of Craniofacial Structure. Springer; 2023. Kitap bölümü
  2. Hamdy RC, Uhthoff HK. The Development of the Cervical Spine. In: The Embryology of the Human Locomotor System. Springer; 1990. Kitap bölümü
  3. Russo GA, Kirk EC. Foramen magnum position in bipedal mammals. Journal of Human Evolution. 2013;65:656-670. Araştırma makalesi
  4. Neaux D, Bienvenu T, Guy F, Daver G ve ark. Relationship between foramen magnum position and locomotion in extant and extinct hominoids. Journal of Human Evolution. 2017. Araştırma makalesi
  5. Galis F, Van Dooren TJM, van der Geer AAE. Breaking the constraint on the number of cervical vertebrae in mammals. Evolution & Development. 2022;24:196-210. Araştırma makalesi
  6. Bogduk N, Mercer S. Biomechanics of the cervical spine. I: Normal kinematics. Clinical Biomechanics. 2000;15:633-648. Derleme
  7. Yoganandan N, Kumaresan S, Pintar FA. Biomechanics of the cervical spine. Part 2. Clinical Biomechanics. 2001;16:1-27. Derleme
  8. Kang J, Chen G, Zhai X, He X. In vivo three-dimensional kinematics of the cervical spine during maximal active head rotation. PLOS ONE. 2019;14:e0215357. Araştırma makalesi
  9. Hidalgo-García C ve ark. Effects of occipital-atlas stabilization in the upper cervical spine kinematics. Scientific Reports. 2021. Araştırma makalesi
  10. Virk S, Lafage R, Elysee J ve ark. The 3 sagittal morphotypes that define the normal cervical spine. Journal of Bone and Joint Surgery. 2020. Sistematik derleme ve araştırma
  11. Liu JX, Thornell LE, Pedrosa-Domellöf F. Muscle spindles in the deep muscles of the human neck. Journal of Histochemistry & Cytochemistry. 2003;51:175-186. Araştırma makalesi
  12. Falla DL, Jull GA, Hodges PW. Patients with neck pain demonstrate reduced electromyographic activity of the deep cervical flexor muscles. Spine. 2004;29:2108-2114. Araştırma makalesi
  13. Blomgren J, Strandell E, Jull G, Vikman I, Röijezon U. Effects of deep cervical flexor training on impaired physiological functions associated with chronic neck pain. BMC Musculoskeletal Disorders. 2018;19:415. Sistematik derleme
  14. Javdaneh N ve ark. Is chronic neck pain related to scapular dyskinesia? BMC Musculoskeletal Disorders. 2025;26:585. Sistematik derleme
  15. Peng B ve ark. Cervical proprioception impairment in neck pain: Pathophysiology, clinical evaluation, and management. Pain and Therapy. 2021. Derleme
  16. Cervical proprioception and its relationship with neck pain intensity in subjects with cervical spondylosis. BMC Musculoskeletal Disorders. 2019. Araştırma makalesi
  17. AlDahas A ve ark. Measurement properties of cervical joint position error in people with and without chronic neck pain. PLOS ONE. 2023;18:e0292798. Araştırma makalesi
  18. Bogduk N. The neck and headaches. Neurologic Clinics. 2004. Derleme
  19. Lord SM, Barnsley L, Wallis BJ, Bogduk N. Third occipital nerve headache: A prevalence study. Journal of Neurology, Neurosurgery & Psychiatry. 1994;57:1187-1190. Araştırma makalesi
  20. Matsumoto M, Fujimura Y, Suzuki N ve ark. MRI of cervical intervertebral discs in asymptomatic subjects. Journal of Bone and Joint Surgery. British Volume. 1998;80:19-24. Araştırma makalesi
  21. Swartz EE ve ark. Cervical spine functional anatomy and the biomechanics of injury due to compressive loading. Journal of Athletic Training. 2005. Araştırma makalesi
  22. Evidence for the myodural bridge and a route for its dissection. Anatomik değerlendirme
  23. American Academy of Physical Medicine and Rehabilitation. Cervical Radiculopathy. PM&R KnowledgeNow. Klinik değerlendirme
Bu konuda görüşmek ister misiniz?
Klinik görüşme, eğitimler ve diğer bilgi talepleriniz için iletişim kanallarını kullanabilirsiniz.
İletişime Geç